Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/21348 E. 2012/23609 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21348
KARAR NO : 2012/23609
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Her ne kadar sanıklar hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kamu davası açılmamış ise de, iddianame içeriğinde sanıkların etrafı duvar ile çevrili katılan idareye ait bahçede bulunan kabloları çaldıklarının belirtilmesi karşısında, sanıklara ek savunma hakkı verilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu hususa ilişkin bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
I-Sanık … hakkında kurulan hüküm ile ilgili temyiz talebinin incelenmesinde;
Uyap’tan alınan 11.11.2012 tarihli nüfus kayıt örneğine göre, sanığın hükümden sonra 01.11.2008 tarihinde öldüğünün anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
II-Sanık … hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz talebinin incelenmesinde;
Daha önceden kasıtlı suçtan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi gereğince uygulama yapılamayacağı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 05.05.2009 tarih, 2009/2-115 sayılı kararında açıklandığı üzere, CMUK’un 305/2 maddesi uyarınca kesin nitelikte olan ilamların aynı yasanın 305/son maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden sanığın adli sicil kaydında gözüken ve doğrudan hükmedilen kesin nitelikteki para cezasının tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanıklar … ve … haklarında hırsızlık ve sanık ve … hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümler ile ilgili temyiz talebinin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık … hakkında TCK’nın 168 maddesinin uygulanması sırasında, katılanın zararının soruşturma aşmasında karşılandığı, mahkemenin kabulünün de bu şekilde olduğu halde verilen cezadan 1/2 oranından daha fazla miktarda indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 05.05.2009 tarih, 2009/2-115 sayılı kararında açıklandığı üzere, CMUK’un 305/2 maddesi uyarınca kesin nitelikte olan ilamların aynı yasanın 305/son maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden sanığın adli sicil kaydında gözüken ve doğrudan hükmedilen kesin nitelikteki para cezasının tekerrüre esas alınması,
3- Mütevveffa sanık …’ın, diğer sanıklar Köksal ve Erol yakalandıktan sonra karakola gelerek kabloları bıraktığı yeri göstererek katılan idareye teslimin sağladığı anlaşılmakla, koşulları oluştuğundan sanık … hakkında da TCK’nın 168. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Hükümden sonra, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve sürecine göre sanık … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5-CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiği gözetilmeyerek müteselsilen sorumluluklarına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.