Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/8611 E. 2013/17780 K. 06.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8611
KARAR NO : 2013/17780
KARAR TARİHİ : 06.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın müştekinin minübüsünden 11 TL çalarken yakalandığının anlaşılması ve sanığı neticeye götüren kastının da yalnızca bu miktardaki paraya yönelik olması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulama yeri olup olmadığının tarşılıp sonuca bağlanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Olay; yolcu taşımakta kullanılan fakat olay anında sokak arasına park edilmiş bulunan minibüste saat 05.00 sıralarında gerçekleşmiştir. Aracın içine giren sanık içeride bulunan 11.10 TL’sını yani mevcut olan bütün parayı almış olduğu halde, gelen görevliler tarafından minibüsün ön tarafında saklanmış vaziyette yakalanmıştır.
Değer azlığı hükmünün uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Öncelikle hatırlamakta yarar var ki 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesi 765 sayılı TCK’nın 522. maddesine karşılık olarak kabul edilmemiştir. Yine yürürlükteki TCK’nın 145. maddesinin hırsızlık suçunun az cezayı gerektiren bir nitelikli hâli olduğu dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla suçun konusu bu madde kapsamında ele alınırken maddi ve manevi unsurlar belirleyici konuma sahiptir.
Olayda sanık fiilinin konusunu araçta bulunan bütün para olarak belirlemiş, kast ve amaç buna yönelik oluşmuştur. Sanık mevcut paradan bir kısmını almakla yetinseydi değerin azlığı konusu ancak o takdirde gündeme getirilebilecektir.
O anki hasılatın çok fazla olmaması sanığın lehine kullanılmasını gerektiren imkân sağlamaz.
Kaldı ki sanık suçunu tamamlayamadan yakalandığından minibüsten paranın yanında eşya da almayacağını kabul edemeyiz.
5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde sanığın pişmanlığını suçu işledikten sonra fikir ve fiil olarak açıkça göstermesi aranırken, 145. maddede ise henüz suçu işlerken suçun konusunu az miktar ve değer için belirlediğini ortaya koyması gerekir. Başka bir örnekle, kişinin cebinden para cüzdanını alan failin cüzdandan az para çıktı diye değer azlığı hükmünden yararlandırılması mümkün değildir.
Değer azlığı hükmü; ihlâl edilen hukukî değerden, failin kastından, amacından, fiilinden, mağdurdan umduğu neticeden bağımsız olarak peşinen ve mutlak şekilde kazanılmış bir hak değildir.
Kaldı ki 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasına yönelik kıstaslar Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.11.2007-210-234 sayılı kararı ile ve 6’ncı ve 13’üncü Ceza Dairelerinin çeşitli kararlarıyla eşitlik ve belirlilik ilkeleriyle uyuşan şekilde istikrar kazanmış bulunmaktadır.
TCK’nun 145. maddesinin uygulanmasına yönelik bozma yerinde değildir.
Açıkladığım sebeplerle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 06.06.2012