YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2826
KARAR NO : 2021/2875
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, 30.01.2014 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi verilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.07.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin muris …’ın oğlu …ın kızı olduğunu, muris …’a ait mirasçılık belgesinin verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ilk olarak davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarihli ve 2015/2644 Esas 2015/10862 Karar sayılı ilamında “Davacı vekili 15.05.2014 tarihli dilekçesi ile …ın nüfus kayıtlarının araştırılması, sonuç alınamadığı takdirde tanık dinleterek davacının mirasçılığını ve geçmiş ile ilgili nüfus kayıtlarını ispatlamak istemiştir. Mahkemece, duruşma açılmaksızın ve davacı vekilinin talebi değerlendirilmeksizin dosya üzerinden davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, kapalı kaydın tedavüllerine ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırmalar hüküm kurmaya yeterli değildir. Nüfus kayıtlarına ulaşılamaması halinde; mahkemece, tarafların göstereceği tüm deliller toplanarak, deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda nüfus müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarında murisin mirasçılarına ulaşılamadığı ve davacı tanıklarının beyanlarından da mirasçıların net ve kesin olarak kimler olduğunun belirlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 575. maddesi hükmüne göre miras ölümle açıldığı gibi aynı Kanunun 30. maddesi hükmüne göre de doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde, gerçek durumun her türlü delille kanıtlanması mümkün olduğu düzenlenmiştir.
Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.
Yukarıda açıklanan ilkeler gereğince somut olayda; mahkemece yapılan tüm araştırmalara rağmen muris İbrahim’in kızı Hatice nüfus kayıtlarında gözükmekte ise de kapalı kayıt nedeniyle gittiği yer nüfus kayıtları temin edilememiştir. Hatice’nin nüfus kaydı temin edilemediğinden ölü olup olmadığı resmi kayıtlarla belirlenememiştir. Ancak mahkemece dinlenen tanıklar, Hatice’nin babası İbrahim’den önce öldüğünü, Yüksel ve Altan isminde 2 çocuğu olduğunu beyan etmişlerdir.
Nüfus kayıtlarının temin edilememesi halinde mirasçılık ilişkisinin her türlü delille ispatı mümkün olduğundan ve Hatice mirasçılarının tanık beyanlarıyla kim olduğu tespit edilmiş olduğundan mahkemece buna uygun olarak mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 10.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.