Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/9451 E. 2012/8998 K. 12.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9451
KARAR NO : 2012/8998
KARAR TARİHİ : 12.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Hırsızlık suçuna eksik teşebbüste bulunan sanık hakkında, 765 sayılı TCK’nın 81/2. maddesinin uygulanmasına dayanak yapılan Karşıyaka 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.11.1999 kesinleşme tarihli 1999/2436 E. ve 1999/1804 sayılı K. ile hırsızlık suçu nedeniyle verilen hapis cezasının, dosyamıza konu suç tarihinden sonra 27.08.2001 tarihinde infaz edildiğinin anlaşılması karşısında, tekerrür nedeniyle cezasının artırılamayacağının ve buna bağlı olarak çalınan paranın miktarına göre aynı Yasanın 522/1. maddesinin pek hafif değere ilişkin hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığın olay günü gecesinde mağdurun muayenehanesine muhkem pencere demirini sökmek suretiyle açıp içine girdiği çalacak bir şeyler ararken iş yerine dönen mağdurca hiçbir şey alamadan yakalanması şeklinde gerçekleşen eylemde sanık hakkında lehe yasanın belirlenmesi konusunda; 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin ve 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın eyleminin, 765 sayılı TCK’nın 493/1, 61/1, 522(pek hafif); 5237 sayılı TCK’ya göre ise 142/1-b, 143, 35/2. maddelerine uyduğu ve hırsızlık suçunun yanında da aynı Kanun’un, 116/2-4. maddesine uyan geceleyin iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğunun, bu suçun CMK’nın 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma kurumu kapsamında kalması nedeniyle taraflar arasında uzlaşmanın sağlanması girişiminde bulunulması gerektiğinin, bunun sağlanması halinde bile 765 sayılı Kanun hükümlerinin sanık yararına bulunduğunun gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK’nın lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 12.04.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.