YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8970
KARAR NO : 2021/6660
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-ALACAK
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil ile tazminat davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın kabulüne ve kesinleşen hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karar, davalı … tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan …’in 2159 parsel sayılı taşınmazdaki 8.327,34 m2’lik yeri mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı kızı …’e, adı geçenin de davalı …’e satış suretiyle temlik ettiğini, davalı …’in taşınmazı hiç kullanmadığını, mirasbırakan …’in de taşınmazdaki 4.239,38 m2’lik yeri muvazaalı olarak davalı torunu … …’a satış suretiyle devrettiğini, mirasbırakan … öldüğünde hesabında bulunan 40.000 TL’nin 20.000 TL’sini davalı …’ın aldığını, kalan 20.000 TL’den de veraset ilamındaki payı oranında 6.500 TL aldığını ileri sürerek, davalılar adına kayıtlı tapunun iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, davalı … tarafından alınan 20.000 TL’nin payları oranında tahsilini istemişlerdir.
Davalı …, mirasbırakan …’den 27/160 payı satın aldığını, davalı …’in kredi temin edebilmesi için taşınmazı devrettiğini; davalı …, mirasbırakan … ile … Bankasında açılan ortak hesaba 40.000 TL yatırdıklarını, 20.000 TL’sinin kendisine ait olduğunu; davalı … …, taşınmazı bedel ödemeden aldığını, davacıların mirasbırakanla ilişkilerinin iyi olmadığını bildirip davanın reddini savunmuşlar; davalı …, davalı … ile aralarında gerçek bir satış olmadığını, tarımsal kredi kullanabilmek için taşınmazı satın almış gibi gösterdiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalılardan …’in temyizi üzerine Dairece, “… Somut olaya gelince mirasbırakan …’nin temlik ettiği 27/160 pay üzerinden davacılar miras payları oranında istekte bulundukları halde Mahkemece istek aşılmak ve mirasbırakandan gelmeyen davalı …’nın 3. kişiden edindiği 28/160 pay da dahil edilmek suretiyle tüm mirasçılar adına tescile karar verilmiştir. Ayrıca hakim doğru sicil oluşturmakla yükümlü olup, hükmü miras paylarını da göstermek suretiyle infaza elverişli biçimde kurması gerekirken; infaza elverişli olmayacak biçimde m2 üzerinden hüküm kurulmuştur. Hâl böyle olunca, davacıların payları oranında istekte bulundukları gözetilerek mirasbırakanın temlik ettiği 27/160 pay üzerinden yukarıdaki ilkeler uyarınca hüküm kurulması gerekirken, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile mirasbırakan …’den davalı …’ya, ondan da davalı …’e geçen ve davalı … adına kayıtlı olan 27/160 payın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında mirasçılar adına tesciline, önceki hükmü temyiz etmeyen diğer davalılar yönünden ise önceki hükmün kesinleştiği gerekçesiyle onlar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, mirasbırakan …’nin 23.07.2010 tarihinde, mirasbırakan …’in ise 16.06.2013 tarihinde öldükleri, geriye davalı kızları … ve … ile kendilerinden önce ölen kızları …’dan olma davacılar … ve …’un kaldıkları, davalı …’un davalı …’nın kızı olduğu, mirasbırakan …’in 2159 parseldeki 76/160 payından 27/160 payını, 03.03.2006 tarihinde 3.000 TL bedelle davalı kızı …’e satış suretiyle temlik ettiği, …’in 28/160 payı dava dışı …’den 05.02.2007 tarihinde satın aldığı ve toplamda 55/160 paya sahip olduğu, 55/160 payını 22.12.2009 tarihinde 8.000 TL bedelle davalı …’e satış suretiyle devrettiği, mirasbırakan …’in 28/160 payının tamamını 23.05.2012 tarihinde 11.100 TL bedelle davalı … …’a satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki; Yerel Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir ( 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Ne var ki Mahkemece, bozmaya uyulmakla ilgilileri yönünden usuli kazanılmış hak doğmasına karşın bu temel usul kuralı gözardı edilerek bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; HMK’nin 26. Maddesinde “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda; Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği şekilde mirasbırakan … tarafından davalı …’ya, onun tarafından da davalı …’e satış yoluyla temlik edilen 27/160 pay oranı nazara alınmak suretiyle bu pay üzerinden davanın kabulü doğru ise de, davacıların miras payı oranında iptal tescile karar verilmesi gerekirken, 27/160 payın tamamının iptaline karar verilmesi doğru olmadığı gibi, talep aşılmak suretiyle bütün mirasçıların miras payları oranında iptal tescile karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Öte yandan; bozmadan önceki kararda davalı … aleyhine kurulan iptal tescil hükmü de “m2” üzerinden kurulmuş olup, önceki hükmün bu yönden de infazı kabil olmadığı açıktır. Anılan hususun kamu düzenine ilişkin olduğu bozma ilamında belirtilmiş olmasına rağmen, hükmün bu yönden kesinleştiğinden bahisle bozma sonrası davalı … yönünden yeniden hüküm kurulmamış olması doğru değildir.
Hal böyle olunca, davalı … adına kayıtlı çekişme konusu 27/160 pay ve davalı … … adına kayıtlı çekişme konusu 7/40 (28/160) pay oranları nazara alınmak suretiyle ve davacıların miras payları oranında, yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek infazı kabil şekilde iptal tescil hükmü kurulması gerekirken, değinilen hususların gözardı edilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, alınması gereken harcın, çekişme konusu payların dava tarihi itibarıyla saptanacak değeri ve bu değerden davacıların miras paylarına isabet eden kısmı nazara alınarak hükmedilmesi gerekirken, fazla harca hükmedilmesi de doğru değildir.
Davalı … vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.