YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14794
KARAR NO : 2012/14687
KARAR TARİHİ : 21.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, emniyeti suistimal
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığa yüklenen hırsızlık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçlarının gerektirdiği cezanın, türü ve süresine göre 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli zamanaşımının karar tarihi olan 06/11/2006 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21.06.2012 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
KARŞI OY : Somut olayda, sanık … hakkında, hırsızlık suçundan 06.11.2006 tarihinde verilen beraat kararı, katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir. 20.11.2009 günlü tebliğnameden de anlaşılacağı üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, işbu kararın onanması gerektiği görüşündedir.
Bize göre de, usul ve yasaya uygun olan beraat kararı yerindedir.
Öte yandan dairemizce yapılan inceleme tarihinde dava zamanaşımı süresi de dolmuştur.
Birinci görüşe göre; beraat kararı usul ve yasaya uygun ise, işbu karar dairesince onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, eksik soruşturma söz konusuysa ya da sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekiyorsa, o takdirde davanın zamanaşımından düşürülmesi gerekir.
Karşı görüşe göre ise; 5271 sayılı CMK’nun 223(9)’ncu maddesinde yer alan “derhâl” kavramını, “… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “işin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; zamanaşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerekir. Bu görüş, kanunun lafzına da ruhuna da uygun değildir.
Bilindiği üzere, 5271 sayılı CMK’nun yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “çabucak” ( bkz. tdk.gov.tr internet sayfası ) anlamına gelmekte olup, madde metninde; “davanın esasına girmeden”, “delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususları 5271 sayılı CMK’nun 223(9)’ncu maddesinin uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir.
Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet Savcısı ve kolluk amiri (…aramada … 5271 sayılı CMK m. 119), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (…suçüstü halinde yakalamada 5271 sayılı CMK m. 90 hükmü uyarınca herkes…) bile, “delil takdiri” yapabilirken, 5271 sayılı CMK’nun 223’ncü maddesinin dokuzuncu fıkrası bağlamında mahkemenin delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hâkimin bu madde ve fıkra bağlamında da delilleri takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır.
Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.
Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.
Kanaatimizce, “derhâl” kavramı dar ( yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı ) yorumlanmak yerine; İ.H.A.S. 6 ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan “Lekelenmeme Hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “ilâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan …” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.
5271 sayılı CMK’nun 223(9)’ncu maddesi hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir. Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1- Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3- Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5- Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır.
Derhâl, yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, beraat kararı verilebiliyorsa ya da verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun ise; artık koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez.