YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/118
KARAR NO : 2021/12211
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
213 sayılı VUK’nin 139. maddesine göre; vergi incelemeleri, esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin iş yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. İş yeri faal olan mükelleflere, defter ve belgelerin vergi dairesine getirilmesi için yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığından suçun unsurları oluşmayacaktır. Somut olayda, vergi denetmeni tarafından defter ve belgelerini ibraz etmesi için çıkartılan tebligatın, 01.10.2013 tarihinde iş yeri adresinde bizzat sanığa tebliğ edildiği, ancak faaliyetin devam edip etmediği hususunun belirlenmediği ve incelemenin dairede yapılmasını gerektiren nedenler tespit edilmediği için, defter ve belgelerin incelenmesi anacıyla ibraz edilmek üzere denetmenlik adresine getirilmesi istenerek sürecin mükellef aleyhine tersine çevrilmesi; ayrıca sanığın 08.10.2013 tarihinde kuruma iş yerinin taşınması nedeniyle ek süre verilmesi yönünde dilekçe sunduğu, 11.11.2013 tarihine kadar ek süre verilmesine rağmen defter ve belgelerini ibraz etmediğinin belirtilmesine karşın dosyada ek süre verildiğine dair belgelerin yer almadığı ve sanığın da 31.03.2014 tarihinde defter ve belgelerini ibraz ettiğinin anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından; öncelikle suç tarihinde şirketin hesaplarının dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı VUK’nin 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin, iş yerinde faaliyetin devam edip etmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, iş yeri dışında inceleme yapılmasına ilişkin bir tespit varsa belgesinin istenmesi, aksi takdirde yapılan tebligatın hukuki sonuç doğurmayacağının dikkate alınması; tebligat tarihinde iş yerinin faal olmadığının belirlenmesi halinde ise sanığın savunmasında belirttiği ek süre talebine ilişkin dilekçenin akıbeti araştırılarak verilmiş olması halinde, ek süre verildiğine dair belgelerin temin edilip suç tarihinin ek sürenin bittiği tarih olacağı dikkate alınarak bu hususun da araştırılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
Kabule göre de;
a)Daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmaması ve yargılama sırasında gösterdiği pişmanlık nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluştuğundan bahisle cezası 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesi uyarınca ertelenen sanık hakkında, ” sanığın adli sicil kaydındaki sabıkası nedeniyle daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması şartının yerine gelmediğinin anlaşılması nedeniyle” şeklindeki gerekçe ile 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek hükümde çelişki oluşturulması yasaya aykırı,
b)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 13.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.