YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16029
KARAR NO : 2021/16481
KARAR TARİHİ : 12.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/07/2008 gün ve 2007/202 E. 2008/746 K. sayılı kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06/12/2012 gün ve 2011/5531 Esas 2012/47754 Karar sayılı ilamı ile sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmesinin ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/09/2021 tarih ve KD – 2 – 2020/70766 sayılı itirazı üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin, 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/09/2021 tarih ve KD – 2 – 2020/70766 sayılı itirazının KABULÜNE, Dairemizin konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet kararına yönelik sanığın temyiz isteminin reddine ilişkin 06/12/2012 gün ve 2011/5531 Esas 2012/47754 Karar sayılı ilamın KALDIRILMASINA karar verilerek ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2011 tarihli ve 6/94-133 sayılı kararında da belirtildiği üzere Dairemizin 06/12/2012 olan karar tarihi ile 12/10/2021 olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabul edildiği tarih arasında zamanaşımının durduğu ve henüz dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarında başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği halde, sanığın yokluğunda verilen 12/06/2009 tarihli ek kararda, kanun yoluna başvuru yönteminin “temyizi kabil olmak üzere karar verildi.” şeklinde belirtilmesi karşısında, sanığın ek karar yönelik 15/07/2009 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu ve yine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğin usulüne uygun olarak yapılabilmesi için daha önce aynı adrese kanunun gösterdiği usullere göre geçerli bir tebligatın yapılmış olması gerektiği, yokluğunda verilen 17/07/2008 tarihli kararın, daha önce her hangi bir geçerli tebligat yapılmamış olan adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu 35. maddesine göre yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın 14/05/2009 tarihli temyiz isteminin, öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek ve temyiz isteminin reddine dair 12/06/2009 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmayan TCK’nın 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçu ve bu suç ile uzlaşma kapsamında olan konut dokunulmazlığını bozma suçunun birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağından mahkeme aşamasında yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında, hükümden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, CMK’nın 253/3. fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar” ibaresi madde metninden çıkarılmakla TCK’nın 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı ve aynı fıkranın ikinci cümlesinin uygulanma imkanının ortadan kalktığı nazara alınarak, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması ve 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikler de nazara alınarak kasten işlemiş olduğu suçtan hapis cezası ile mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın TCK’nın 53/1. maddesinin “a, c, d, e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, ancak “kendi altsoyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 12.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.