YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2628
KARAR NO : 2021/6050
KARAR TARİHİ : 27.04.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2018/2256-2019/301
Mahkemesi : …(…) 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2016/680-2017/840
Dava, aksi Kurum işleminin iptali ile 4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair karar verilmiş, verilen bu kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 16.10.2018 günlü ve 2018/4336 E., 2018/8046 K. Sayılı ilamı ile kararın bozulmasına ilişkin karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince bozmaya uyularak, yaptığı yargılama ile davalının istinaf isteminin kabulü ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen Geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 103/4 maddesi hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik olarak yapılan başvurunun davalı Kurum tarafından reddedildiğini beyanla; müvekkili şirketin, 6111 sayılı Yasayla 4447 sayılı Yasaya eklenmiş olan Geçici 10. Maddenin öngördüğü sigorta prim teşvikinden yararlanma konusundaki başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, 18.03.2015 tarihinde yapılan genelge değişikliği nedeniyle, bu tarih sonrasında gerçekleşen talebin reddinde mevzuata aykırılık bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesi gereğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece Mahkemesi tarafından, ” Davanın kabulü ile, davalı Kurumun davacının başvurusu üzerine vermiş olduğu 18/07/2016 tarih 46725910-20200917-1139597-E.3915302 sayılı işleminin iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenen Geçici 10. maddesindeki sigorta primi teşvikinden Aralık 2013- Kasım 2014 dönemleri için yararlanmaya yönelik 23/05/2016 tarihli başvurusunun işleme alınması gerektiğinin Tespitine” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda;
Eldeki davada, Bozma ilamı içeriğinde yer alan, “Değinilen madde ile yasa koyucu, sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde, işverenler hakkında, kayıtlı istihdamı arttırmak/özendirmek amacıyla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerine ilişkin doğan uyuşmazlıkların, dava açılmadan veya açılmış ise, kanun yoluna başvurulmadan, başvurulmuş ise de kanun yolu isteminden vazgeçilmiş sayılması ile bir an önce giderilmesini amaçlamış ise de, maddenin düzenleniş biçimi dikkate alındığında ek 17. maddenin uygulanması ve özellikle maddenin 4. fıkrası kapsamında davalı kurumun istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına dair karar verilebilmesi için de öncelikle ilk üç fıkra kapsamındaki şartların gerçekleşmesi ve Mahkemelerce (İlk derece mahkemesince/ Bölge Adliye Mahkemesince/ Yargıtay’ca) davanın konusuz kaldığına dair karar verilmiş olmasına ilişkin şartların belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, eldeki davada, yasanın yürürlük tarihinden önce, ilk derece mahkemesince “Davacının 4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinden faydalanma hakkının tespiti ile aksi kurum işleminin iptaline dair karar verildiği dikkate alındığında, yasa hükümlerini karşılayan bir kararın varlığından bahsedilmesi imkânı bulunmadığından, istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilmek ve istinaf aşamasında yürürlüğe giren Ek 17. madde kapsamına uygun şekilde, öncelikle davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunda irdeleme yapmak ve dava konusunun devam edip etmediğini tespit eden bir karar vermek yerine, yalnızca maddenin 4. fıkrasının son cümlesi dikkate alınarak, davalı kurumun temyizden vazgeçmiş sayılmasına dair karar vermekle yetinmesi, usul ve yasaya aykırı olup, kesinleşmesi halinde, kararın infazı bakımından da tereddüde yol açacak ve olumsuz sonuçlara neden olabilecek niteliktedir.” irdelemesi uyarınca yazılan, Ek 17. Madde uyarınca yapılan işlemin bildirilmesi konulu yazıya verilen 27.12.2018 tarihli Kurum yanıtı içeriğinde, “İlgide yazıda bahse konu işveren … Otel Yatırımları Tic. Ve San. A.Ş. 23.05.2016 tarihinde teşvik değişikliği ile ilgili merkezimize başvurmuş olup, o günkü mevzuat çerçevesinde talebi kabul edilmemiştir. Ancak işveren talebi 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 17. Maddesi kapsamında değerlendirilecek olup, işlemleri 2019 yılında sonuçlandırılacaktır. Teşvik değişikliği henüz yapılamadığından dava konusu aylara ait iade edilecek prim tutarı hakkında şu an itibariyle bilgi verilememektedir.” bilgisine yer verilmiş olup; yazının tebliği üzerine davacı vekili davanın haklılığının ortaya çıktığını; … Başkanlığı vekili ise işlemlerin yetkili birimde sürdürüldüğünü beyan etmiş olup; davacının başvurusunun işleme alındığı ve davandaki istemin de buna yönelik olduğu dikkate alınarak, Davalı … Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; … Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; …(…) 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin, 06.12.2017 tarihli, 2016/680 E, 2017/840 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına; Dava, 5510 sayılı Yasanın Ek 17. Maddesi hükmü uyarınca konusuz kaldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında kurumca yapılan işlemin yasal ve hukuka uygun olduğunu bu nedenle davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyanla, kararın bozulmasını istemiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkindir
4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma istemi ile 27.03.2017 tarihinde açılmış eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrasında 05.03.2019 tarihli kararı ile davanın 5510 sayılı Kanunun ek 17.maddesi gereğince konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiş ise de; 5510 sayılı Yasanın ek 17. Maddesinin 4. Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada, Bölge Adliye mahkemesince, oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.