Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/5063 E. 2021/11654 K. 08.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5063
KARAR NO : 2021/11654
KARAR TARİHİ : 08.06.2021

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-Suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından açılan dava sonucunda verilen ve Dairemizin ilamı ile temyiz isteminin reddine karar verilmesi üzerine kesinleşen mahkumiyet hükümleri hakkında olağanüstü yasa yollarından olan kanun yararına bozma yasa yoluna gidilmesi üzerine, Dairemizin 28/01/2019 tarih 2018/6798 E. ve 2019/1166 K. sayılı kararı ile, Kanun Yararına Bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden 1 no’lu bozma isteminin yerinde görülmediğinden reddine, hırsızlık suçu yönünden ise 2 no’lu bozma istemi yerinde görüldüğünden kabulü ile Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/05/2013 gün, 2013/52 E. ve 2013/427 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince bozulmasına karar verildiği halde, bu karar üzerine yerel mahkemece konut dokunulmazlığını bozma suçu hakkında da sehven hüküm bozulmuş gibi tensip yapılarak 2019/410 Esas sayılı dosya üzerinden yeniden yargılama yapılarak suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan bu ikinci hükmün, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün olmadığından, suça sürüklenen çocuğun konusu bulunmayan temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
II-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
5237 sayılı TCK’nın 66. maddesinin 01.06.2005 tarihi ile 08.07.2005 tarihleri arasında yürürlükte olan 5. fıkrasında “Aynı fiilden dolayı her ne suretle olursa olsun tekrar yargılanması gereken hükümlünün sonradan yargılanan suça ait üçüncü fıkrada yazılı esasa göre belirlenecek zamanaşımı göz önünde bulundurulur.” hükmü mevcut iken, bu fıkra 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 29.06.2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle “Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.” biçiminde değiştirilmiştir.
5377 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un 66. maddesinin 5. fıkrasında yapılan değişikliğin gerekçesi; “Yargılamanın yenilenmesi gibi aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, zamanaşımına açıklık getirmeye yönelik olarak bu fıkra metninde değişiklik yapılmıştır. Bu durumlarda, dava zamanaşımı süresi, tekrar yargılama konusu suç bakımından belirlenecektir. Tekrar yargılama konusu suça ilişkin zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi de, bu husustaki talebin mahkemece kabul edildiği tarih olacaktır. Tekrar yargılama konusu suça ilişkin zamanaşımı süresi bakımından, maddenin birinci fıkrasındaki süreler dikkate alınacaktır. Bu düzenlemeyle güdülen amaç, yeniden yargılama söz konusu olan hallerde, bu nedenle dava zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle yargılamaya son verilmesi yönündeki taleplerin önüne geçmektir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Gerekçede de belirtildiği üzere, dava zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle yargılamaya son verilmesi (davanın düşürülmesi) istemlerini önlemek amacıyla 5237 sayılı Kanun’un 66. maddesinin 5. fıkrası değiştirilmiştir. Bu hüküm, yargılamanın yenilenmesi gibi kesinleşmiş hükümlere karşı tekrar yargılama yapılmasını gerektiren hâllerde uygulanacaktır ki, 5271 sayılı Kanun’un 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi ile kanun yararına bozma kararı sonrası yeniden yargılama yapılması gereken hallerde 5237 sayılı Kanun’un 66/5. maddesinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla; kanun yararına bozma kararı sonrası yeniden yapılan yargılamada 5237 sayılı Kanun’un 66/5. maddesinin uygulanması, Yargıtay tarafından verilen ve direnilmesi de mümkün olmayan kanun yararına bozma kararının, aynı zamanda yeniden yargılamayı gerektiren hukuka aykırılık istemini/nedenini kabul eden ve yeniden yargılamayı sağlayan bir karar olması nedeniyle dava zamanaşımının da kanun yararına bozma kararı tarihinden itibaren başlatılması uygun olacaktır.
İnceleme konusu olayda, kanun yararına bozma kararının verildiği 28/01/2019 tarihinden itibaren hırsızlık suçuna ilişkin zamanaşımının henüz gerçekleşmediği belirlenerek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nın 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılması yerine aynı Kanun’un 31/2. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
2-Suça sürüklenen çocukların olay günü gündüz vakti katılanın evinin girişinde bulunan vestiyere koyduğu çantasını alarak kaçtıkları,olayın kolluk görevlilerine bildirildiği,katılanın kaçan şahısların eşkal bilgilerini vermesi üzerine Yeni Hayat Hastanesi önünde yakalandıkları, suça konu çanta ve cep telefonunu nereye attıklarını gösterdikleri, ancak 150 TL paranın iade edilmediği, suça sürüklenen çocukların soruşturma aşamasında katılana ait çanta ve cep telefonunu teslim ederek kısmi iadeyi sağladıkları ve bu hususun da kanun yararına bozma ilamında belirtilmesi üzerine mahkemece katılana etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığının sorulduğu ve katılanın da rıza gösterdiği halde suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 168/1-4 maddesi gereğince 1/2 oranından fazla indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, zararın kovuşturma aşamasında bir kısmının giderildiği kabul edilerek yazılı şekilde TCK’nın 168/2-4. maddesi uygulanarak 2/4 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 08.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.