YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11505
KARAR NO : 2012/19873
KARAR TARİHİ : 13.09.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 1989 yılında …’dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye’ye geldiğini, Devlet Bakanlığınca hazırlanan “göçmen evleri projesi” kapsamında borçlandırılarak konut satın aldığını, bu bağlamda 4,50 TL peşinat ödediğini, bu ödemenin konut maliyetinden düşülmesi gerekirken düşülmediğini ileri sürerek, bu ödemenin güncelleştirilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.500 TL’nın yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, ıslah ile talebini 4.225,32 TL’ye çıkartmıştır.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece,davanın kabulüne,4.225,32-TL nin davalı TOKİ den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş;hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Anayasamızın 141/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 298/2.maddesine göre; gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Açıklanan bu hükümler en başta yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir ve emredici hükümlerden olup “kamu düzeni” amacı ile vaz’edilmişlerdir. Bu hükümlerle getirilen biçim koşulları hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamak amacını taşımaktadır. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır.
Görülmektedir ki, uyuşmazlıkların çözümünde yargıya düşen en önemli görevlerden birisi de açık ve net çözümler bulmak, anlaşılabilir, tutarlı kararlarla kamu düzen ve barışının sağlanmasına hizmet etmek olmalıdır. Taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe 2012/11505-19873
içermesi halinde mümkün olacaktır. İşte bu nedenledir ki, kararın gerekçesinde hangi maddi vakıanın hangi hukuki sebeple davacıyı haklı gösterdiğinin açıklanması halinde ancak, HMK.nun 298. maddesine uygun bir kararın varlığından söz edilebilecektir. Gerek Anayasamız, gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerin nihai amacı da budur.
Adil yargılanma hakkının içinde barındırdığı temel haklardan olan ve dayanağını insan onuru ile eşitlik ilkesinden alan, hukuki dinlenilme hakkının üç unsuru vardır. Bunlar, tarafların yargılama konusunda bilgilenme hakkı, yargılama ile ilgili açıklama ve ispat hakkı, bu açıklamaların mahkemece dikkate alınıp değerlendirilmesi yükümlülüğüdür. Gerekçe özellikle tarafların yargılamada dikkate alındığının, açıklama ve delillerinin değerlendirildiğinin bir göstergesidir.
Kararın gerekçeli olması hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Zira, mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir.
Yukarıda sıralanan hukuki olgular ışığında, mahkemenin gerekçesinde “toplanan delillerden davacının konut alımı için … olduğu bedelin davalı idarece kesin maliyet hesabı ve taksit tutarlarından mahsup edilmediği, bu suretle davalıların mal varlığında haksız zenginleşmeye sebebiyet verildiği,davacının bu bedelin karşılığını denkleştirici … ilkelerine göre istemekte haklı bulunduğu anlaşılmakla davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne” denilerek her iki davalı sorumlu tutulmasına rağmen, hüküm fıkrasında, “Davanın KABULÜNE,4.225,32-TL nin davalı TOKİ’den alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Yukarıda (1) nolu bentle açıklanan bozma nedenine göre bu aşamada davalıların sair temyiz itirazlarının incelemesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Birinci bent de açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar lehine BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalı Toki’ye iadesine, 13.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.