Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/9663 E. 2013/2209 K. 05.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9663
KARAR NO : 2013/2209
KARAR TARİHİ : 05.03.2013

Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Pendik 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 17.10.2008 gün ve 2008/418 Esas, 2008/795 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemece oluşa uygun olarak, mağdurenin öğrenim gördüğü okulda öğrencilerin güvenliğini sağlaması için işe alınmış olan sanığın, suç tarihinde kitaplarını kendisine emanet eden mağdureden aynı gün saat üçte yanına gelmesini istediği, mağdure belirtilen saatte geldiğinde kendisini takip etmesini söyleyerek onu okulun üçüncü katında tenha bir sınıfa götürdükten sonra kucağına aldığı, saçını ve yanağını okşadığı, durumu gören katılan …’ın bağırması üzerine mağdureyi bıraktığı anlaşılıp, kabul edildiği halde, çocuğun cinsel istismarı suçunun tamamlanmış olduğu gözetilmeyerek, sanığın cezasının TCK.nın 35/2. maddesi ile indirilmesi suretiyle noksan ceza tayini karşı temyiz olmadığından; sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve olayda da mağdurenin dosyaya yansıyan maddi bir zararının bulunmadığı gözetilmeden, karşı tarafın zararının karşılanmadığından bahisle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi yanlış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 23.03.2004 gün ve 2004/6-41 Esas, 2004/70 sayılı kararında açıklandığı üzere, yukarıda belirtildiği şekilde eksik ceza tayin edilen sanık hakkında CMK.nın 231. maddesinin uygulanmasının önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif cezadan ötürü ikinci kez ve başka bir biçimde yararlandırması anlamına geleceği, bu nedenle olayda bu düzenlemenin uygulama yerinin olmadığı anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK.nın 53/1-c maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm hükümden çıkartılarak yerine “TCK.nın 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeye kadar; alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.