YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4438
KARAR NO : 2021/12782
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; murisleri …’ın 11/01/2010 tarihinde davalı banka şubesinden 47.000 TL konut kredisi kullandığını, davalı bankanın sözleşme gereği muris lehine … ve Emeklilik A.Ş.den hayat sigortası yaptırdığını, her yıl hayat sigortasının yenilendiğini, murisin 10/05/2014 tarihinde vefat ettiğini, davalı bankanın 10/06/2014 tarihli yazı ile murisin 9.649,28 TL borcu olduğunu, hayat sigortasının 23/01/2014 tarihinde dolduğunu ve yenilenmediğini, banka mevzuatı gereği 70 yaş üstü kişilere hayat sigortası yapılmadığının ve bu konuda sms yolu ile bilgilendirme yapıldığını bildirdiğini, bankanın sözleşme tarihinde murisin 69 yaşında olduğunu bildiğini, kredi sözleşmesinin 16. maddesinde sigortanın hangi hallerde sona ereceğinin belirtildiğini, dolayısıyla sigorta poliçesinin yenilenmemesi nedeniyle ortaya çıkan bakiye borçtan sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürerek; borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı … ve Emeklilik A.Ş., davanın reddini dilemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davalı … ve Emeklilik A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalı … AŞ (… Şubesi) hakkındaki davanın kabulü ile davacının davalı bankaya 9.649,28 TL borçlu olmadığının tespitine dair verilen karar, davalı … Bankasının (… Şubesi) temyizi üzerine; Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 01/10/2019 tarihli ve 2016/21963 Esas 2019/9234 Karar sayılı kararıyla; davacıların yargılama sırasında borcun istenmesi nedeniyle menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğünü beyan etmelerine rağmen, istirdat talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 11.747,38 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1)Bilindiği üzere, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kamış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay’ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan ) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usuli kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir.
Somut olayda; mahkemenin 03/05/2016 tarihli ilk kararında, davanın kısmen kabulü ile davalı … ve Emeklilik A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalı … A.Ş. hakkındaki davanın kabulü ile davacının davalı bankaya 9.649,28 tl borçlu olmadığının tespitine dair verilen hüküm, davalı … A.Ş.nin temyizi üzerine, istirdat talebi hakkında olumlu olumsuz karar verilmediği gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece verilen son karar ile davanın kısmen kabulüne, 11.747,38 TL tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere, mahkemenin 03/05/2016 tarihli kararı ile hüküm altına alınan miktar ve davalı … ve Emeklilik A.Ş. yönünden davanın reddine ilişkin hüküm, davacı tarafından temyize konu edilmemiş, diğer bir anlatımla yalnızca davalılardan … A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece; bozmadan önceki kararın, sadece davalı … A.Ş. tarafından temyiz edildiği, böylece davalı … ve Emeklilik A.Ş. hakkındaki ret hükmü ile ilk kararda hükmedilen miktarın temyiz eden davalı Banka yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğunun gözetilmesi gerekirken, her iki tarafın usuli kazanılmış hak ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2)Bozma nedenine göre, davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, hükmün HUMK’nın 428 inci maddesi gereğince davalılar yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.