YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2125
KARAR NO : 2021/3176
KARAR TARİHİ : 16.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan, dava dışı …i’nin sevk ve idaresindeki … plakalı aracın, bisikletle seyir halinde olan müvekkiline çarpması sonucu, müvekkilinin yaralanıp, malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile iş gücü kaybı için 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21/04/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.391,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dairemizin 2015/15982 Esas-2018/8497 Karar 02.10.2018 tarihli kararı ile davacının yaptığı iş ve 27/08/2012 olay tarihinde yürürlükte bulunan “Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” esas alınarak tüm dosya kapsamı irdelenerek oluşa göre davacının meslekte kazanma gücü oranının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması amacıyla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece uyulan bozma kararı, iddia, savunma, toplanan delillere göre,davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeni ile cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.
Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Mahkemece, maluliyet tespiti için dosya Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş, kurum tarafından davacıya ait MR grafisi ile yeni yapılacak muayene raporunun ve davacının iş kolunun istenmesi üzerine 26.12.2019 tarihinde yapılan duruşmada, bu husus duruşma tutanağına geçirilerek davacı vekiline belirtilen eksikliği gidermesi için süre verilmiş, 20.02.2020 tarihli celsede davacı vekiline önceki ara kararın yerine getirilmesi ve davacının Van Bölge Hastanesi Ortopedi bölümüne sevkini teminen mahkemeye müracaat etmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine aksi halde adli tıp bilirkişi raporuna dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına denilmiştir.
Mahkemece davacının Adli Tıp Kurumu’ndan istenen belgelerin getirtilmesi için devlet hastanesine yapılacak sevk işlemi ve rapor alınmasına ilişkin her ne kadar ara karar tesis edilmiş ise de usulüne uygun şekilde ara karar tesis edilmediği, kesin sürenin sonuçlarının belirtilmediği neticede kesin sürenin usulünce verilmediği anlaşılmaktadır. Yapılması gereken, hastaneye sevk ile belgelerin temini için ara kararının oluşturulması, kesin sürede işlem yapılmaması halinde davacının bu delile dayanmaktan vazgeçeceğinin ihtarının davacı vekilinin duruşmada hazır olması halinde yüzüne karşı ihtaratıyla sürenin verilmesi, ihtarın yapıldığının ara karara yazılması gerekirken, usulüne uygun olmadan verilen kesin süre sebebiyle ve yazılı gerekçeyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 16/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.