Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/11402 E. 2012/10011 K. 16.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11402
KARAR NO : 2012/10011
KARAR TARİHİ : 16.10.2012

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıklar …, … ve …’nın yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetlerine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.03.2012 gün ve 2011/460 Esas, 2012/135 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri ve sanık … tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin soruşturma aşamasında alınan 14.12.2011 tarihli beyanında sanık …’ın kendisini yüz üstü yere yatırarak zorla anal yoldan tecavüz ettiğini belirtmesine karşın, duruşmada alınan 21.03.2012 tarihli ifadesinde karşı koymasına rağmen sanığın kendisini öpmeye çalıştığını, boğazını sıktığını ve tırnağı ile boynunu yaraladığını, sanık ile aralarında yaşanan boğuşmanın sadece kendisini öpmeye çalışmasından kaynaklandığını, sanığın bu olaylar sırasında kendisine tecavüz etmediği gibi üzerindeki elbiselerini çıkarmaya yönelik herhangi bir eyleminin de olmadığını söylemesi, Erciyes Üniversitesi Çocuk İhmali ve İstismarını Engelleme Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen 15.12.2011 tarihli raporda mağdurede akut fiili livata bulgularının bulunmadığının belirtilmesi, sanıklar … ve …’ın savunmalarında mağdure ile sanık …’ı yere uzanıp sırtlarını yamaca yaslayarak öpüşürken gördüklerini söylemeleri, tanıklar güvenlik görevlileri … ile …’in olay yerine geldiklerinde mağdurenin elbiselerini düzelttiğini ve sırt tarafında çamur olduğunu belirtmiş olmaları, sanık savunmaları ve tüm dosya içeriğine göre, sanık …’ın arkadaşlık teklifini kabul eden mağdureyle civarda güvenlik görevlilerinin bulunduğu şeker fabrikası alanı içerisine gittikleri ve burada mağdureyi öptüğü anlaşılmış, adı geçen sanığın nitelikli cinsel istismar eyleminde bulunduğuna dair mağdurenin duruşmada döndüğü soruşturma evresindeki samimiyeti kuşkulu beyanı dışında kesin ve inandırıcı herhangi bir delil edilememiş bulunması karşısında, sanık …’ın kanıtlanan eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı niteliğinde olduğu gözetilmeden TCK.nın 103/1. maddesi yerine aynı maddenin 2. fıkrası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Oluşa göre, sanık …’ın arkadaşlık kurduğu mağdureyi cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği fabrika sahasına götürürken cebir, tehdit veya hile kullanmadığı anlaşıldığı halde, TCK.nın 109. maddesinin 1. fıkrası yerine aynı maddenin 2. fıkrası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Sanıklar … ve Bayram hakkında kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Mağdurenin aşamalarda sanıklar … ve Bayram’ın kendisine hiçbir şey yapmadıklarını, herhangi bir söz söylemediklerini, sadece sanık … ile kendisinin bulunduğu yerin uzağında olduklarını söylemesi, sanık …’ın benzer savunması ile tanıklar Mustafa ve …’in mağdurenin beyanlarını doğrular nitelikteki anlatımları, sanıkların inkara yönelik savunmaları ve tüm dosya içeriğinden sanıklar … ve Bayram’ın sanık …’ın cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerine herhangi bir şekilde iştirak ettiklerine dair kesin ve inandırıcı herhangi bir kanıt bulunmadığı gözetilerek, her iki sanığın atılı suçlardan beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre sanıklar Gökhan, … ve Bayram’ın TAHLİYELERİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadıkları takdirde derhal salıverilmelerinin mahalline en seri biçimde bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.