YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1486
KARAR NO : 2021/8697
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.10.2021 Salı günü davacılar vekili Av. Nurettin İlles geldi, davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, …, … ve davalılar …’ın annesi olan …’ın ilk resmi evliliğini … isminde biri ile yaptığını, …’un çocuklarının olmadığını, ancak …’un daha önceki evliliğinden … isminde iki çocuğu olup bunların … doğurmuş gibi…’nin adına kayıt olduğunu, …’nin ikinci evliliğini bu defa da … ile yaptığını, …’nin bu evliliğinden de … isminde çocukları olduğunu, …a babasından … Döşeme Mahallesi, 155 pafta 919 ada, 11 parsel sayılı taşınmazın 3/20 hissesinin miras kaldığını, ….’ın doğurmadığı halde doğurmuş gibi kendi adına kayıt ettirdiği … isimli çocukların mirasından faydalanmaması için davalı … ile anlaştığını, …’ın 11 numaralı parseldeki hisseyi …’ın çocuklarına henüz devir etmeden önce …’ın 2004 yılında vefat ettiğini, …’ın ise 04/10/2011 tarihinde hisseyi …’dan aldığını, davalı …’ın dava konusu parseldeki hisseyi bir inşaat müteahhidine satarak davacıların tüm miras haklarını yediğini, davalı …’in kötü niyetli hareket ettiğini, güven akdine yani inanç sözleşmesine aykırılık ve mirastan mal kaçırma olayının iç içe girdiğini, vefat eden …’den kalan 11 numaralı parseldeki 3/20 hissesinin müvekkillerine kalan 2/20 hissenin 04/10/2011 tarihindeki rayiç bedelini bu tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte talep ettiklerini belirterek fazlaya dair hakları baki kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL’nin 04/10/2011 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili; davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden, husumet yokluğu itirazları yerinde görülmezse esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı …; …’ın bu parseli kendisine emaneten verdiğini herkesin bildiğini, gerçekte 11 numaralı parseli satmadığını ve …’tan para almadığını, …’ın kendisini kandırdığını, …’ın 11 parseldeki haklarını kardeşlerine vermediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle, bilirkişi raporu ile belirlenen 380.550,00 TL alacağın 14/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara eşit oranda ödenmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı … vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Bölge adliye mahkemesince, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/07/2018 tarih ve 2016/403 esas – 2018/826 karar sayılı kararının kaldırılmasına ve yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm kurulmasına, davalı … yönünden reddine, davanın … yönünden kabulüne 380.550,00 TL alacağın 14/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacılara eşit oranda ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muvazaa nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava, Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi (Borçlar Kanunu’nun 18. maddesi) kapsamında muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak açılmıştır. Davacı vekili, davalılar arasında yapılan taşınmaz devrinin müvekkillerinin annelerinden kalan taşınmazdaki hisselerini almalarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığını belirterek vefat eden…’den kalan 11 numaralı parseldeki 3/20 hisseden davacılara kalan 2/20 hissenin 04/10/2011 tarihindeki rayiç bedelinin ödenmesini talep etmiştir.
Muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir.
Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak iki gruba ayrılmaktadır; Mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar. Yanlar, ister salt bir görünüş yaratmak için, ister başka bir sözleşmeyi gizlemek amacıyla, sözleşme yapsınlar görünüşteki sözleşme gerçek iradelerine uymadığından, tabandaki sözleşme de tapulu taşınmazlarda şekil koşullarını taşımadığından geçersizdir.
Dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın davacıların murisi …’dan davalı …’a davalı …’den de davalı …’a devri işlemlerinin muvazaalı olduğu sabittir. Bu nedenle davacı mirasçıların davalı …’e yönelik isteminin de kabulü ile davacıların miras payları oranında 14/08/2014 tarih ve 25511 yevmiye nolu Resmi
Senede göre …’ın … Finansal Danışmanlık Ltd. Ş.ti’ne satış yaptığı son devir tarihindeki değeri üzerinden diğer davalı … ile birlikte hüküm altına alınan tutardan sorumlu tutulması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın davalı … yönünden reddi doğru değildir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK 371. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 11/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.