Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/23891 E. 2021/20752 K. 30.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23891
KARAR NO : 2021/20752
KARAR TARİHİ : 30.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan inceleme de;
Sanık hakkında 27.03/2009 tarihinde işlediği iddia edilen nitelikli hırsızlık suçundan verilen hapis cezası ile ilgili olarak 17/11/2009 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş, bu karar 25/03/2015 tarihinde kesinleşmiştir. Denetim süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle hüküm 09/10/2020 tarihinde açıklanmıştır ve bu hüküm sanık tarafından temyiz edilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen 231. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” denilmektedir.
Kanun’un amir hükmü ve Yargıtay’ımızın istikrar bulmuş içtihatları uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, nihai bir hüküm değil, asıl hükmü askıda bırakan itiraza tabi bir mahkeme kararıdır. Denetim süresinde kasıtlı bir suç işlenmediği (ya da denetim süresinde varsa öngörülen tedbirlere uyulduğu) takdirde, askıda olan mahkûmiyet hükmü hukuk aleminde neşv-ü nema bulmadan düşme kararı verilmesi gerekecektir.
Açıklanan bu hükmün tâbi olacağı kanun yoluna gelince;
5271 sayılı CMK’nın sistemine göre, 223. maddede belirtilen nihai hükümler (mahkûmiyet, beraat, red, düşme ve ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar) kural olarak olağan kanun yolu denetimine tabidirler.
Olağan kanun yolları istinaf ve temyizdir.
5271 sayılı CMK’nın 272 ve devamı maddelerine göre, mahkûmiyet hükümlerinin miktar itibariyle kesinlik istisnaları dışında istinaf kanun yoluna tâbi olduğunda da kuşku bulunmamaktadır.
Ancak;
İstinaf mahkemeleri 20 Temmuz 2016 tarihinden itibaren faaliyete geçtiğinden bu tarihten önce verilen nihai hükümler kesinleşinceye kadar, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi uyarınca 1412 sayılı CMUK’daki usule göre, istinaf değil, temyiz kanun yoluna tâbidirler.
Sanık hakkında her ne kadar istinaf mahkemeleri faaliyete geçmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; 09/10/2020 tarihinde, yani Bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra hükmün açıklanması nedeniyle, karar tarihi itibariyle bu hükmün istinaf kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılmakla, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 5271 sayılı CMK’nın 264/1-2. maddesi hükümleri uyarınca kanun yolunda yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından gerekli inceleme yapılmak üzere dosyanın yetkili ve görevli Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Başkanlığı’na gönderilmesine,
II-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan inceleme de;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeden önceki 17.11.2009 tarihli ilk hükümde mala zarar verme suçundan verilen 3 ay 10 gün hapis cezasının ertelendiği, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 20.11.2013 tarih 2012/16339 E. 2013/35176 K. sayılı bozma ilamından sonra hırsızlık suçundan kurulan hüküm ertelenmeksizin, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince ”hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet Savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca kazanılmış hakkın sonuç ceza miktarı yönünden oluşacağı ancak somut olayda olduğu gibi bozmadan önce verilen ve sadece sanık tarafından temyiz edilen 17.11.2009 tarihli kararda sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi nedeniyle erteleme yönünden de kazanılmış hakkın oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasına ”17.11.2009 tarihli mahkumiyet kararının sanık tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek sanık hakkında mala zarar verme suçundan tayin edilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine, 51/3. maddesi gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmesine; cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.12.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.