YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1852
KARAR NO : 2012/1663
KARAR TARİHİ : 15.02.2012
Irza geçme suçundan sanık …’ün yapılan yargılaması sonunda; ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan mahkûmiyetine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.04.2006 gün ve 2006/10 Esas, 2006/276 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin istikrarlı anlatımlarında, geceleyin sokakta giderken sanığın arkasından gelerek kendisini tutarak muhtarlık binasının arkasına çektiğini, boğuşma esnasında sırt üstü yere düştüğü için sanığın üzerine abanarak pantolonunu çıkartmaya çalıştığını ve eliyle vücudunu okşamaya devam ettiğini bu sırada aynı sokak üzerinden 50 metre kadar ileriden bir bayanın yanında iki çocuğu ile geldiğini gören sanığın eylemini tamamlayamamanın verdiği öfke ile yüzüne yumruk atarak olay yerinden kaçtığını beyan ettiği, sanığın işlemeyi kastettiği nitelikli cinsel saldırı suçunu sokak üzerinde yürüyen bir vatandaşın geçtiğini görmesi ve mağdurun direnmesi nedeniyle tamamlayamadığı ve eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde basit cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığa isnat olunan 5237 sayılı TCK.nın 102/l. maddesindeki basit cinsel saldırı suçunun 5271 sayılı CMK.nın 253 ve 254. maddelerine göre uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşmanın da bir kovuşturma şartı olduğu, 5560 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik CMK.nın 253. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmiş ise de, lehe kanun ve müktesep hak hükümleri nazara alınarak uzlaştırma işlemi yapılması, sonuçsuz kalması durumunda lehe kanunun belirlenmesi suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 15.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.