Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/3270 E. 2012/6528 K. 07.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3270
KARAR NO : 2012/6528
KARAR TARİHİ : 07.06.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanık … ve şantaj suçundan sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda; üzerlerine atılı suçlardan mahkûmiyetlerine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.09.2010 gün ve 2010/5 Esas, 2010/265 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili ve sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanıklar müdafiin süresinden sonra vâki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında şantaj suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanık hakkında TCK.nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemiş ise de, kasten işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak bu hususun infazda nazara alınması mümkün görülmüştür.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyizlere gelince;
Sanık hakkında cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma suçundan zamanaşımı süresi içinde dava açılabilmesi mümkün görülmüştür.
Olay nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin rapor Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan alınmamış ise de; mağdurenin, … Dr. … … Çocuk Hastalıkları ve … Eğitim Araştırma Hastanesinde çocuk
psikiyatrisi uzmanı tarafından düzenlenen 03.11.2009 tarihli raporunda ‘anksiyete bozukluğu ve depresif bozukluk saptanmıştır. Olaya bağlı ruh sağlığında bozulma olup…’ şeklinde belirleme bulunması, … … Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı bünyesinde adli tıp uzmanı iki hekim tarafından düzenlenen 03.06.2010 tarihli Medikolegal Değerlendirme Raporunda ‘major depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu tanısı konulan mağdurenin uğradığı belirtilen cinsel istismar nedeniyle ruh sağlığında bozulmaya neden olduğu’ şeklinde tespit bulunması, bu tespitin aynı üniversitenin Enfeksiyon ve Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ile Çocuk ve … Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından adli tıp anabilim dalı hekimleri tarafından istenilen konsültasyonlar sonunda, alınan cevaplara göre yapıldığının görülmesi, ayrıca bu raporun hem adli tıp hem de çocuk psikiyatrisi uzmanlarınca mağdurenin çeşitli psikiyatrik testler de uygulanmak suretiyle yapılan muayeneleri sonunda, içerik itibarıyla bilimsel, yeterli kanaat verici, doyurucu, hükme esas almaya elverişli olarak düzenlendiğinin ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05.04.2011 gün ve 2011/56 Esas, 2011/76 sayılı Kararında belirtilen kriterlere uygun biçimde verildiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporun Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan alınmaması nedeniyle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği gibi uygulamanın doğrudan alt ve üst sınırları belli müstakil hapis cezası içeren TCK.nın 103/2. maddesi ile başlatılması yerine aynı Kanunun 103/1. maddesiyle başlatılması sonraki uygulamaların doğru olarak yapılması karşısında sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, 5237 sayılı TCK.nın 53/1.c maddesindeki haklardan; kendi alt soyu yönünden koşullu salıverilme tarihine, kendi alt soyu dışındakiler bakımından ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak
bu cihetin yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak, hükümlerde yer alan 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler hükümlerden çıkartılarak, yerlerine “5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesi gereğince 53/1.c maddesindeki haklardan kendi alt soyu yönünden sanığın koşullu salıverilmesi tarihine kadar; TCK.nın 53/1. maddesindeki diğer haklardan ise aynı Kanunun 53/2. maddesi uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.