Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/36 E. 2021/11160 K. 28.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/36
KARAR NO : 2021/11160
KARAR TARİHİ : 28.12.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Davacı … vekili Av…. tarafından, davalı … vd. aleyhine 27.10.2017 gününde verilen dilekçe ile kurum zararı nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 19.04.2019 günlü karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 17.10.2019 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
K A R A R

Davacı vekili, davalılardan vergi müfettişleri … ile …’nın … Tarım Gıda Hayv. Dan. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin 2010 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi için görevlendirildiklerini, … ve …’nın 07/12/2015 tarihli vergi inceleme raporunu düzenlediklerini, raporda 2010 yılı Ekim ayı için 31.922,10 TL, Kasım ayı için 101.241,00 TL KDV’nin re’sen tarh edilmesinin ve bu dönemler için ayrıca aynı miktarlarda vergi ziyaı cezası kesilmesinin istendiğini, ancak bunların 01/01/2016 tarihi itibari ile zamanaşımına uğratıldığını ve kamu zararına neden olduklarını, 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi ve Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesine göre söz konusu kamu zararının oluşmasında kusur ve ihmali bulunan vergi müfettişleri … ve … ile rapor değerlendirme komisyonu üyeleri vergi müfettişleri …, İstem Polat ve …, grup başkan yardımcısı vergi müfettişi … ile grup başkanı …’dan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, talep edilen KDV ziyaı ile buna bağlı vergi cezasının kesinleşmiş bir kamu alacağı gibi düşünülmesinin mümkün olmadığı, mükellefe zamanında ihbarname gönderilmiş olsa bile mükellefin itirazla vergi mahkemesine başvurma hakkı
olduğu ve vergi mahkemesinde vergi inceleme raporunda talep edilen tarhiyatın iptal edilmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, davalıların görevli oldukları …Grup Başkanlığında yoğun bir iş yükü mevcut olduğu, iş emirlerinin zamanaşımına yakın tarihlere verilmek zorunda kalındığı, vergi incelemesi yapmak ve düzenlenen raporların değerlendirme komisyonunda değerlendirilmesi için yeterli süre kalmadığı, süreler ile ilgili bilişim sisteminde bazı teknik zafiyetlerin söz konusu olduğu, uyarı mekanizmalarının işlemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, inceleme raporunda şirketin bazı alış faturalarının sahte belge düzenleyicisi olduğu, vergi tekniği raporu ile belirlenmiş firmalardan bilmeden alımın gerçekleştiği ve alımlarının gerçek olduğuna ilişkin tespitlerin bulunduğu, bu tespite göre Danıştay’ın yerleşik karar ve içtihatlarında KDV indirimine dayanak teşkil eden faturaların gerçekten yapılmış bir teslime ilişkin bulunması halinde vergi inceleme raporundaki vergi kaybının söz konusu olmayacağı gibi davalı vergi müfettişlerine iş emrinin 19/10/2015 tarihinde verildiği, 25/11/2015 tarihinde incelenmeye başlandığı, 07/12/2015 tarihinde raporun tanzim edilerek 11/12/2015 tarihinde komisyona intikal ettiği, incelemeye konu olayların zamanaşımı süresinin de 0101/2016 tarihi olduğu dikkate alındığında davalıların iş yükü ve yoğunluğu, inceleme görevinin verildiği tarih ile zamanaşımı süresinin kısa olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kurum zararı nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan emekli Sayıştay uzman denetçisi bilirkişi tarafından düzenlenen 07/02/2019 havale tarihli tek kişilik bilirkişi raporu ile yetinilmesi doğru olmamıştır. Davacının bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itiraz da değerlendirilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi dışında, konusunda uzman oluşturulacak bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.