YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4093
KARAR NO : 2012/2665
KARAR TARİHİ : 06.03.2012
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık … …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan beraatine dair Siverek Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.05.2007 gün ve 2006/205 Esas, 2007/147 Karar sayılı hükümlerin Yargıtayca incelenmesi müşteki vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Duruşmada şikâyetçi olan mağdure ve vekiline CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemedikleri sorulmamış ise de; CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdurenin şikâyetçi olduğu, zorunlu vekilin de sanığın cezalandırılmasını isteyip mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’ın davaya katılmasına ve zorunlu vekil Av. …’nın katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilmekle katılan mağdure vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin kurulan hükmün incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün
ONANMASINA,
Sanık hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Gerekçeli kararda eylemin 5237 sayılı …nın 104/1. maddesi kapsamında kaldığının belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm kurulurken şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı yerine, aynı Kanunun 103/2. maddesinden CMK.nın 223/2. maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı Kanunun 322.
maddesinin verdiği yetkiye dayanarak, hükümde yer alan “sanığın cinsel istismar suçundan beraatine” ibaresinin “reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan kamu davasının düşmesine” biçiminde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.03.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Mağdurenin ve vekilinin duruşmada şikâyeti belirten ifadeleri üzerine mahkemece kendilerinden CMK.nın 238/2. maddesi gereğince davaya katılmak isteyip istemediği sorularak, istemeleri halinde aynı Kanunun 238/3. maddesi hükmü uyarınca katılma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği halde, bu husus yerine getirilmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekir. CMK.nın 237/2. maddesinde düzenlenen kanuni koşullar burada mevcut olmadığı gibi çoğunluk kararında belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı, duruşmada katılma talebinde bulunan müşteki vekili ile ilgili bulunup, olayımızla doğrudan ilişkili değildir. Dosyamızla ilgili olarak mağdure vekili, CMK.nın 260/1. maddesi gereğince hükmü temyiz edilebilmektedir. Yoksa bu hükmün davaya katılma ile ilgili yukarıda değinilen CMK.daki diğer hükümleri uygulama dışı bıraktığı düşünülemez. Müşteki vekilinin CMK.nın 260/1. maddesi uyarınca vâki temyizi üzerine hükmün açıkladığımız nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun 237/2. maddesini sanık aleyhine genişletir şekilde yorumlayarak vermiş olduğu davaya katılma ve hükmün onanması kararlarına katılmıyoruz.