Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13185 E. 2021/13054 K. 28.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13185
KARAR NO : 2021/13054
KARAR TARİHİ : 28.12.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı-davalı Hazine ve Orman İdaresi, davacı …’ın mirasçılarından … ve …, davacı … ve … mirasçıları, davacılar … ve … mirasçısı …, müdahiller … mirasçısı … ve … ile dava dışı …, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Mahkemece kişiler adına tesciline karar verilen çekişmeli taşınmazlar yönünden taşınmazların niteliği ve eğimleri konusunda dosyadaki bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu belirtilerek, en eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğrafları incelenmek suretiyle taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, 2/B kapsamında kalan parseller yönünden ise yöntemince nitelik kaybının olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında müdahil …, …, …, …, …, … 952, 1104 ve 935 sayılı parseller için kadastro tespit tarihinden sonraki tarihlerde yapılan satış senetlerine; müdahil … ise 958 sayılı parsel için kadastro tespit tarihinden önceki 1977 tarihli satış senedine ve zilyetliğe dayanarak, Orman İdaresi de 1101 ila 1104, 1106/M, 1107/P-R, 1778/O, 952/A1-B1-C1, 956/A, 957/A, 958/A, 1779, 1780 ve 1781 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu savına dayanarak davaya katılmışlardır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davaların kısmen kabulüne, 1774, 1775, 1776, 1777, 1105, 1106/N, 1107/O sayılı parsellerin orman olarak tesciline dair daha önce verilen karar onanarak kesinleştiğinden bu parsellerle ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 1779, 1780, 1781, 1101, 1102, 1103, 1104, 1106/M, 1107/P-R, 952/A1-B1-C1, 956/A, 957/A, 958/A, 1778/O sayılı parsellerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine, 1778 sayılı parselin geriye kalan bölümü ile 952/A-B-C, 956, 957, 958, 959 sayılı parsellerin 1/2şer payla … ve … mirasçıları adına tapuya tescillerine ve beyanlar hanesine taşınmazlar üzerinde yer alan muhdesatlara ilişkin davacı ve dava dışı kişiler lehine muhdesat şerhi verilmesine, 951 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile davacı … adına tapuya tesciline, içerisinde bulunan havuz, ev ve 4 adet seranın …’a ait olduğunun şerh edilmesine, 933 ve 934 sayılı parsellerin sırasıyla dava dışı … ve … adına tapuya tescillerine ve üzerlerinde bulunan muhdesatlar için bu kişiler lehine şerh verilmesine, 935/A, B, C, D sayılı parsellerin sırasıyla müdahiller …, …, … ve … adlarına tapuya tescilllerine, 1100/E, F, G, H, I, J sayılı parsellerin sırasıyla müdahiller … , …, …, …, … ve … adlarına tapuya tescillerine, taşınmazların üzerlerinde yer alan muhdesatlar için dava dışı kişiler lehine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı Hazine ve Orman İdaresi tarafından kişiler adına tesciline karar verilen parseller yönünden, davacı …’ın mirasçılarından … ve … tarafından 1101 sayılı parsel yönünden, davacı … ve … mirasçıları tarafından orman olarak tescil edilen 952, 956, 957, 958, 1778 sayılı parsellerin bölümleri ile 1779, 1780 ve 1781 sayılı parseller yönünden, davacılar … ve … mirasçısı … tarafından orman olarak tescil edilen 1101, 1102, 1103, 1105, 1106, 1107 ve 1780 sayılı parsellerin tamamı yönünden, müdahil … mirasçısı … tarafından 958 sayılı parsel yönünden, müdahil … tarafından 952 sayılı parsel yönünden, dava dışı …, … ve … tarafından ise sırasıyla 959, 956, 957 sayılı parseller yönünden temyiz edilmiştir.
1. Kural olarak davada taraf olmayan veya hukuki yararı bulunmayan kurum ve kişilerin hükmü temyiz hakkı bulunmamaktadır. Hükmü temyiz eden …, … ve …’nın, temyize konu ettikleri 959, 956 ve 957 sayılı parseller kadastro sırasında Hazine adına tespit edilmiş olup, adı geçenlerin bu parsellere ilişkin açtıkları bir dava veya açılan davaya yöntemince harç yatırmak suretiyle katılımları bulunmamaktadır. Bu nedenle eldeki davada taraf sıfatları bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçelerinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
2.a Mahkemece orman olarak tesciline karar verilen çekişmeli 1779, 1780, 1781, 1101, 1102, 1103, 1106/M, 1107/P-R, 952/A1-B1-C1, 956/A, 957/A, 958/A, 1778/O sayılı parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları incelendiğinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan bu parsellerle ilgili hüküm bölümünün onanmasına karar verilmiştir.
2.b Çekişmeli 1105, 1106/N, 1107/O sayılı parsellere ilişkin hükme yönelik davacılar … mirasçısı …’un temyiz itirazları yönünden ise; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve bu parsellerin orman olarak tesciline dair mahkemenin verdiği önceki tarihli karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından onanmak suretiyle kesinleştiğine göre, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan bu parsellerle ilgili hüküm bölümünün onanmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemece gerçek kişiler adına tesciline karar verilen 1778 sayılı parselin kırmızıyla boyalı 5.454,84 metrekarelik kısmı, 933, 934, 935, 1100, 951, 952/A-B-C, 956, 957, 958, 959 sayılı parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkeme tarafından bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamında en eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde çekişmeli taşınmazların durumunun yöntemince incelenmesi gereğine değinildiği halde, bozma sonrasında hükme esas alınan üçlü orman mühendisi bilirkişi kurulunca 1961 tarihli memleket haritası ve 1956 tarihli hava fotoğrafı üzerinde inceleme yapılmış ve hazırlanan raporda kişiler adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de, hava fotoğrafının kadastro paftasıyla aynı ölçekte çakıştırılmış görüntüsü denetime elverişli olmadığı gibi, hava fotoğrafında netlik olmaması nedeniyle tüm parsellerin geniş çevresiyle beraber aynı görüntüde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca önceki bozma ilamında, dayanılan tapu kayıtları değişebilir sınır içerdiğinden, miktar itibariyle kapsamlarının belirlenmesi gereğine değinildiği halde, fen bilirkişi tarafından bu yönde bir belirleme yapılmamış; adına tescil kararı verilen kişiler yararına kadastro tespit tarihi olan 1986 tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmemiş ve kadastro sırasında malik hanesi açık olarak tutanak düzenlenen 1585 sayılı parsel hakkında ise olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle yöreye ait en eski ve kadastro tespit tarihi olan 1986 tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı (dosya kapsamından yöreye ait 1953 ve 1969 tarihli hava fotoğraflarının bulunduğu anlaşılmaktadır) ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; gerçek eğime göre -teraslanmak suretiyle eğimin azaltılmasının taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği de gözetilerek- taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12’yi aşan ve dolayısıyla orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılmalı; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; yapılacak araştırma sonucu çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, dayanak tapu kayıtlarının 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalı; şayet orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde ise bu kez taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, teknik bilirkişi eliyle dayanak tapu kayıtlarının varsa krokisi/haritası zemine uygulanarak kayıtların kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli; tapu kayıtların krokisinin/ haritasının bulunamaması veya uygulanamaması durumunda, tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli; bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli; dayanılan tapu kayıtlarının değişebilir sınırlar içermesi nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/C maddesi gereğince miktarı itibariyle kapsamı belirlenmeli ve çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının miktarı kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız şekilde saptanılmalı; tapu kaydının uymadığının ya da miktarı ile taşınmazların tamamını kapsamadığının anlaşılması halinde, zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı denetlenmeli; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; bozma ilamı sonrasında müdahil …, …, …, …, … ve … kadastro tespitinden sonraki satış senetlerine dayanarak davaya katılmışlar ise de, talepleri hakkında görevli mahkemenin genel mahkemeler olacağı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek kısmen kabulüne karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, dava dışı …, … ve …’nın temyiz dilekçelerinin REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün 1779, 1780, 1781, 1101, 1102, 1103, 1105, 1106/M-N, 1107/P-R-O, 952/A1-B1-C1, 956/A, 957/A, 958/A, 1778/O sayılı parseller yönünden ONANMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1778 sayılı parselin kırmızıyla boyalı 5.454,84 metrekarelik kısmı, 933, 934, 935, 1100, 951, 952/A-B-C, 956, 957, 958, 959 sayılı parseller yönünden 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
davacı … mirasçıları … ve …’dan 31,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 27,90 TL’nin alınmasına, davacı … ve … mirasçılarından 31,40 TL onama harcına mahsubu ile kalan 27,90 TL’nin alınmasına, davacılar … ve … mirasçıları …’ dan 31,40 TL peşin alınan harcın onama harcına mahsubu ile kalan 27,90 TL’nin alınmasına, dava dışı …, … ve …’ dan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, müdahil …’dan peşin harcın istek halinde iadesine, müdahil Mahmut Keşme mirasçıları …’den peşin harcın istek halinde iadesine, 28.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.