Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/14318 E. 2021/11521 K. 23.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14318
KARAR NO : 2021/11521
KARAR TARİHİ : 23.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Savur Kadastro Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … ve … ile davacı … vekillerince temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi,gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi çalışma alanında bulunan 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ve birleşen dosya davacıları, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile 101 ada 1 sayılı orman parseli içindeki ayrı ayrı taşınmaz bölümlerinin adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacılar …, …, …,… , …, … ,…, …, …, …, … , …, …, …, … , …, … (mirasçıları), …, …, … (mirasçıları), …, …, …, …, …, …, …’ın davasının kabulüne; …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … , … davasının kısmen kabulün; birleşen 2011/33 Esas sayılı dosya davacısı … davasının reddine, dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan, 11.06.2015 hakim havale tarihli fen bilirkişisi … ve … raporunun ekindeki krokide “2011/3-A” ve “2011/3-B” ile gösterilen kısımların … adına, “2011/4-A” ile gösterilen kısmın …, “2011/5-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/9-A”u ile gösterilen kısmın …, “2011/10-A” ile gösterilen kısmın … “2011/11-A” ile gösterilen kısmın …, 2011/13-A” ile gösterilen kısmın …, “2011/19-A” ile gösterilen kısmın … “2011/20-A” ile gösterilen kısmın …, “2011/21-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/22-B” ve “2011/22-C” ile gösterilen kısımların …, “2011/23-A” ve “2011/23B” ile gösterilen kısımların …, “2011/24-A” ile gösterilen kısmın …, “2011/28-A” ve “2011/28-B”ile gösterilen kısımların …, “2011/30-A ” ile gösterilen kısmın …, “2011/32-A ” ile gösterilen kısmın …, “2011/34-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/36-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/39-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/40-B”ile gösterilen kısmın …, “2011/41-A”, “2011/41-B” ve “2011/41-C”ile gösterilen kısmın … , “2011/43-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/44-A”ile gösterilen kısmın … mirasçıları, “2011/47-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/49-B” ve “2011/49-C”ile gösterilen kısmın … , “2011/51-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/54-A”ile gösterilen kısmın … ve arkadaşları, “2011/58-A” ve “2011/58-B”ile gösterilen kısmın …, “2011/59-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/65-A”, “2011/65-B” ve “2011/65-C” ile gösterilen kısımların …, “2011/66-A” ile gösterilen kısmın …, “2011/68-A” ile gösterilen kısmın … , “2011/71-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/78-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/80-B”ile gösterilen kısmın …, “2011/81-A”ile gösterilen kısmın …, “2011/85-A”ile gösterilen kısmın …,”2013/4-A”ile gösterilen kısmın …, “2013/9-B”ile gösterilen kısmın …, “2013/16-A” ile gösterilen kısmın … adlarına tapuya tescillerine, bu kısımların ifrazından geri kalan kısımların, orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … ve … ile davacılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanun’un 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda dava konusu parsel orman vasfıyla tespit edilmiştir.
1. Davacı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan mahkeme kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre temyiz itirazları yerinde görülmemiştir,
2. Davalı … ve …’nin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, hükme esas alınan fen bilirkişi raporu ve eki krokide gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden davanın kabulüne ve bu taşınmazların davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; hükme esas alınan uzman orman bilirkişisi raporuna ekli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmaz bölümlerinin konumu elle çizilmek suretiyle gösterilmiş olup, hava fotoğrafı ile kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilerek birbiri üzerinde aplike edilmediği için taşınmazların hava fotoğraflarındaki konumunun doğru olup olmadığı denetlenemediğinden orman bilirkişisi raporu yetersizdir. Bunun dışında dava konusu taşınmaz bölümlerinin bir çoğunun eski tarihli memleket haritasında çalılık niteliğinde olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiş olup, taşınmazların eğiminin ne olduğu konusunda her bir parsel açısından ayrı ayrı değerlendirme yapılmamış, bir çok parselin eğimi ya belirtilmemiş ya da “az-düz-düze yakın-yamaçta” gibi muğlak ifadeler kullanılmış ve eğimi belirtilen taşınmazların eğiminin hangi yöntemle belirlendiği de açıklanmamıştır. 6831 sayılı Kanun’un 1/J madddesi gereğince, muhafaza karakteri taşımayan funda-maki ve çalılıklar orman sayılmayıp, bilimsel olarak eğimin %12’yi geçtiği yerlerin muhafaza karakteri taşıdığı kabul edilmektedir. Bu durumda memleket haritası ve hava fotoğraflarında çalılık niteliğinde bulunan yerlerin eğimlerinin net olarak belirlenmesi taşınmazın orman sayılan yer olup olmadığının belirlenmesi açısından zorunlu olduğu halde, mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazı kapsayan en eski ve tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15-20-25 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulundukları yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir jeoloji mühendisi ve bir ziraat mühendisi marifetiyle yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık olup olmadığı değerlendirilmeli; hâkim gözetiminde, taşınmaz bölümlerinin dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterilmeli; en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tarihinden 15-20-25 yıl önceki tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak bilirkişilerce incelenip, taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde göründüğü, üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı hususlarına ilişkin bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte rapor ve kroki düzenlettirilmeli; dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olmadığının anlaşılması halinde, yaşlı, tarafsız yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan bölgede ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının teknik bilirkişilerin huzurunda dinlenmeleri suretiyle yerel bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmaz bölümlerinin ilk malikinin kim olduğu, ne şekilde intikal ettiği, üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp, kadastro tespitine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenmeli ve taşınmazın niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; taşınmaz bölümlerinin eğimi klizimetre ile ölçülerek ve topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı ve bu raporda her bir taşınmaz bölümünün eğiminin ayrı ayrı belirtilmesi istenilmeli ve buna göre taşınmaz bölümlerinin 6831 sayılı Kanun’un 1/j maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olup olmadığı değerlendirilmeli; ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. Maddesinin, tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir hükmü gereğince, davacıların belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları taşınmaz bulunup bulunmadığı, varsa cinsi ve miktarı tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden, çekişmeli taşınmaz bölümleri dışında başka taşınmaz hakkında salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtıkları tescil davalarının bulunup bulunmadığı mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli, yasal sınırların aşıldığının anlaşılması durumunda dava konusu taşınmaz bölümleri yönünden davacılara tercih hakkı tanınmalı ve bundan sonra tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … ’ın temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar Hazine ve Orman İdaresinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27.70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 31.60 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 23.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.