Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1669 E. 2021/7602 K. 26.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1669
KARAR NO : 2021/7602
KARAR TARİHİ : 26.10.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulüne davanın reddine ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu şirket hakkında takip yapıldığını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 27.08.2015 tarihinde davalı …’a devrettiğini belirterek bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, dava koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın gerçek değeri ile tapudaki satış bedeli arasında önemli oransızlık olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, taşınmazın taraflar arasında kararlaştırılan satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen satış tarihindeki değeri arasında misli fark bulunmadığı, satış bedelinin davalı … tarafından tasarrufa konu taşınmazların satış bedeli de olduğu da belirtilmek suretiyle banka aracılığıyla diğer davalı/borçlu şirkete ödenmiş olduğu, davalı/borçlu şirket ve ortakları ile davalı … arasında akrabalık, arkadaşlık veya iş ilişkisi şeklinde değerlendirilebilecek herhangi bir bağ bulunduğunun davacı tarafça ispat edilemediği, davalı …’un davalı/borçlu şirketin ekonomik durumunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu yönünde dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabûlüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile HMK.353/1-b/2 maddesi gereğince mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddine yönelik yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş; karar, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
İİK’nun 280/1. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği,aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, davalı …, borçlu şirkettin 25.08.2015 tarihinde işyeri niteliğinde iki adet taşınmaz satın almıştır. Bu nedenle İİK’nun 280/3. maddesi kapsamında davalı üçüncü kişilere yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.Bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile EMK Otomotiv Kiralama Turizm Gıda AŞ’nin taşınmazlarının satış tarihlerindeki gerçek değerleri dikkate alınarak, borçlu şirketin 2014-2015 yıllarındaki blanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmınn devri niteliğinde olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken,bu yönde bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK 373/2. maddesi gereğince dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 26/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.