YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8692
KARAR NO : 2021/9909
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü ve hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-davalı erkeğin kusura yönelik temyizinin incelenmesinde:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenen “şiddet uygulayıp hakaret etme” ile “birlikte yaşadıkları erkeğin kız kardeşlerinin davalı-davacı kadını küçümsemelerine ve kabul görmemelerine sessiz kalma” vakıalarının, daha önce açılan boşanma davasında feragatten önce veya sonra olduğunun tespiti yapılamadığından, erkeğe bu vakıaların kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak bağımsız konut sağlamayan erkeğin yine tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerekmiştir.
3-Davacı-davalı erkeğin manevî tazminata yönelik temyizinin incelenmesinde:
Boşanma sebebiyle manevî tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olması yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gerekir (TMK m. 174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevî tazminata hükmedilemez. Yukarıdaki maddede kusura ilişkin yapılan değerlendirmede, davacı-davalı erkeğin bağımsız konut temin etmediği anlaşılmaktadır. Davacı-davalı erkeğin boşanmaya neden olan kusuru, davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Öyleyse davalı-davacı kadının manevî tazminat talebinin reddi gerekir. Bu husus nazara alınmadan kadın yararına manevî tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
4-Davacı-davalı erkeğin toptan yoksulluk nafakasına yönelik temyizinin incelenmesinde:
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176 ncı maddesinin birinci fıkrasında, yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebileceği öngörülmüştür. İlk derece mahkemesince kadın yararına toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; tarafların ekonomik ve sosyal durumu değerlendirildiğinde yoksulluk nafakasının irat biçiminde ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 3. ve 4. bentlerde belirtilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1.ve 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 22.12.2021 (Çar.)