YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8195
KARAR NO : 2021/9941
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, manevî tazminat talebinin reddi, maddî tazminat ve nafakaların miktarı ile tazminata faiz talebi yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddî tazminat ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Yapılan soruşturma ve delillerden, davalı erkeğin bölge adliye mahkemesince de kabul edilen ve gerçekleşen eşine psikolojik baskı yaparak davranışlarına müdahale etmesi kusuru yanında, eşine süregelen fizikî şiddetinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Boşanma sebebiyle manevî tazminata hükmedebilmek için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması yanında; boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş olması da gereklidir (TMK.m. 174/2). Yukarıda belirtildiği gibi davalı erkeğin eşine psikolojik baskı yaparak davranışlarına müdahale etmesi ve fizikî şiddet uygulaması, davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu’nun 174/2 nci maddesi koşulları kadın yararına gerçekleşmiştir. Öyleyse, davacı kadının manevî tazminat isteğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmolunan maddî tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî tazminat (TMK m. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
4-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
5-Davacı kadın, dava dilekçesinde maddî tazminat isteği yönünden faize hükmedilmesini talep etmiştir. Bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3, 4 ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 292.10 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi.23.12.2021 (Prş.)