YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5658
KARAR NO : 2021/7781
KARAR TARİHİ : 27.10.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kısmen kabulüne dair verilen karara taraflarca yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince tarafların itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilerek talebin kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü
-K A R A R-
Davacı vekili; müvekkilinin, 18/06/2016 tarihinde tescilsiz motosiklette yolcu olduğunu, tek taraflı gerçekleştirilen kazada yaralandığını ve malul olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.000,00 TL sürekli maluliyet ile 1.000,00 TL geçici maluliyet tazminatı olmak üzere 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiş, ıslahla geçici iş göremezlik talebini 79.687 TL’ye, geçici iş göremezlik tazminat talebini 3907 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmalık Hakem Heyeti tarafından, %20 müterafik kusur indirimi yapılarak davanın kısmen kabulü ile 63.749,67 TL sürekli, 3.122,38 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 66.872,05 TL maddi tazminatın 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiş; karara taraflarca itiraz edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacının vekalet ücretine yönelik itirazının kabulü ile sair itirazların reddine; davalının itirazının kısmen kabulü ile davacının başvuruya eklediği maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik’e uygun düzenlenmediği, bu duruma göre davadan önce usulüne uygun şekilde davalı şirkete başvuru yapılmadığı ancak davalının cevap dilekçesi ile beraber davacının %10 maluliyetini kabul ettiği gerekçesi ile %10 maluliyet yönünden davanın kısmen kabulü ile 42.095,68 TL sürekli maluliyet tazminatının 22/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline; davacının geçici iş göremezlik talebi ve fazlaya ilişkin sürekli iş göremezlik talebinin usulden reddine dair verilen karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yolcu olan davacının, ehliyetsiz sürücünün sevk ve idaresindeki motosiklette kasksız vaziyette yolcu olmasına ve davalı yararına %20 müterafik kusur indirimi yapılmasının usul ve yasaya uygun olmasına göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle sürekli işgücü kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı HMK’nın 114 ile 115. maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, HMK’nın 115/2. maddesi gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hâlinin dahi HMK’nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Dairemizin yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. Bu başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda ise usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksikliğin her halükarda tamamlanabileceği açıktır.
Kazanın meydana geldiği 18/06/2016 tarihi itibari ile “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik” yürürlükte olup, davacının maluliyetinin bu yönetmeliğe göre belirlenmesi gerekmektedir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının aldığı ve dosyaya sunulu 9 Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 25/07/2017 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere uygun olmadığı da dikkate alınarak 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetvellere uygun biçimde düzenlenmiş maluliyet raporunun alınması için davacı tarafa süre verilip raporun temin edilmesi suretiyle inceleme yapılması gerekirken (usuli kazanılmış haklara dikkat ederek), yanılgılı değerlendirmeyle, davacı tarafından usulüne uygun olarak sigortaya başvuru yapılmadığı gerekçesi ile %10 sürekli maluliyetin üzeri ve geçici maluliyet talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Kabule göre de, davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK’nun 99/1. maddesi ile … Genel Şartları’nın B.2.2.1 maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Somut olayda; davacının başvurusunun sigortaya tebliğ tarihi olan 07/06/2018 den sonraki 8. işgünü sonunda bu anlamda 19/06/2018 tarihinde davalının mütemerrit olduğu, davacının temyiz dilekçesinde 21/06/2018 olarak temerrüt tarihini bildirdiği gözetilerek, 21/06/2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken davalının temerrüt tarihinin yanlış belirlenmesi doğru değildir.
3- Davalının temyiz itirazları yönünden;
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nin 43.(6098 sayılı TBK’nin 51.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı yolcu konumundadır. Soruşturma dosyasındaki ifade tutanaklarına göre davacı ile tescilsiz motosiklet sürücüsünün arkadaş oldukları, beraber gezinti yaptıkları esnada kazanın meydana geldiği anlaşıldığından olayda hatır taşıması bulunduğunun kabulü ile tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu’nun 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazetede yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinde “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüne, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 27/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.