Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8195 E. 2022/255 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8195
KARAR NO : 2022/255
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
DAVACILAR : … vd.

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 18.09.2018 tarihinde verilen dilekçeyle tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 07.04.2017 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından talep edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi …’nın tapu tahsis belgesi ile zilyedi bulunduğu eski 904 ada, 46 parselde bulunan 955 m² alanlı taşınmazda, 278 m² yere 29.02.1988 tarihli tapu tahsis belgesi ile malik olduğunu, taşınmaz ile ilgili yapılan imar çalışmaları neticesinde 904 ada 62 parsel numarası aldığını, arsa bedelinin tamamının ödendiğini, dava konusu yerin kamu hizmetine ayrılmadığını, dava konusu taşınmazın 278 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile bir kısım mirasçılar arasındaki 09.10.1989 tarihli düzenleme şeklindeki feragatname dikkate alınarak 1/2 payın davacı … adına, kalan 1/2 payın ise muris …’nin mirasçılık belgesine göre miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce; “istinaf talebinin esastan reddine” karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763- 864 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması
-Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Uygulamada kısaca, İmar Affı Kanunu olarak bilinen 2981 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre kanunun amacı; imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere dair müracaat, tespit, değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususları belirlemektir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dava konusu … Mahallesi’nde bulunan 904 ada, 62 parsel (imardan önce 904 ada 46 parsel) sayılı taşınmaz 955 m²’dir. Davacıların mirasbırakanı … adına dava konusu yerden 29.02.1988 tarihli tapu tahsis belgesi ile 278 m² alan tahsis edilmiştir. Dava konusu taşınmaz imar planında konut alanında kalmamakla birlikte 02.10.2017 tarih ve 484 sayılı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Meclis kararı ile onaylanan Tepebaşı Belediyesi Revizyon Uygulama İmar Planı plan notlarında “….zemin kat ticaret, üst katlar konut olacak şekilde karma kullanım alanı” olarak düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece 02.10.2017 tarihinde onaylanan Revizyon Uygulama İmar Planı dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 10.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.