YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1358
KARAR NO : 2012/502
KARAR TARİHİ : 23.01.2012
Irza geçme suçundan sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; beraatine dair Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.12.2005 gün ve 2005/394 Esas, 2005/406 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Embesilite düzeyinde zeka geriliği bulunan onaylı nüfus kaydına göre nazaran 18 yaşından büyük mağdura 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 405. maddesi uyarınca vasi tayin ettirilmesi ve aynı Kanunun 462/8. maddesi uyarınca husumet izninin alınması gerektiği düşünülmeden eksik soruşturma ile katılma talebinin kabulüne karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.01.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Medeni Kanunun 405. maddesinin 1. fıkrasında, akıl hastalığı ve zayıflığı gibi nedenlerle kısıtlanacak kişiler belirtilmiş olup Medeni Kanunun 405. maddenin 2. fıkrasında ise bu kişilerin durumunun kamu görevlileri tarafından öğrenilmesi durumunda vasi atanması için vesayet makamına bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Atanacak vasi bu kişileri hukuk alanında temsil edeceklerdir. Bu temsil korunan kişinin menfaatleri yönünde hukuk alanına olabileceği gibi mağdur olduğu ceza yargılamasında da yapılacak işlemler için geçerlidir. Ancak ceza yargılamasında 1412 sayılı CMUK.da olmayan, akıl hastası ve 18 yaşından küçük, sağır ve dilsiz mağdurlar için zorunlu vekil atanması müessesesi, 5271 sayılı CMK.nın mağdurun hakları bölümünde 234. maddenin 2. fıkrası ile getirilmiştir. Bu düzenleme ile ceza yargılamasında akıl hastası mağdurların haklarının korunması için atanan zorunlu vekil mağdur adına menfaati koruyucu işlemleri yapabilme yetkisini kullanacaktır. Kanun koyucu, zorunlu vekil uygulaması ile Devlete pozitif bir sorumluluk yüklüyerek mağdur haklarının korunmasını amaçlamaktadır. Bu durum AİHS’nin 6. maddesindeki yargılamadaki çabukluk; usûl ekonomisi ilkelerine de uygundur.
Mağdura zorunlu vekil dışında ayrıca vasi atanmasının sonucunun beklenmesi bir zorunluluk değildir.Vasi atanması gereken kişilerin vesayet makamına bildirilmesi zorunluluktur. Aksi düşüncenin kabulü halinde akıl hastası olan bir sanığın vasinin atanması işlemi yapılmadan yargılamasının yapılmaması ve tüm akıl hastası sanıklar içinde vasi atanması görüşünün kabul edilmesi gerekir. Kanun koyucu akıl hastası sanıklar için CMK.nın 150/2. maddesinde belirtilen zorunlu vekil atamasını getirmiş ve yargılamanın yürütülmesi için bunu yeterli görmüştür. Ayrıca vasi atanmasını öngörmemiştir. Bu nedenle ceza yargılamasının yürütülüp sonuçlandırmasında, atanan zorunlu vekil tarafından mağdurun haklarının temsil edildiği ve korunduğu durumlarda zorunlu vekilin yeterli olduğunu kabul etmek, kanuna ve kanun koyucunun hükmü düzenleyiş amacına daha uygun olacaktır. Zorunlu vekil atanması ve bununla yetinilmesi, ayrıca mağdura atanacak vasinin zorunlu vekil yanında mağdurun haklarını koruyucu olarak bulunmasına ve takip etmesine bir engel değildir.
Dosyamızda suçtan zarar gören mağdur akıl hastası olup kendisine karşı suç işleyen sanığın beraatine karar verilmiş, mağdurun haklarını korumak üzere atanan zorunlu vekilde mağdurun haklarının korunması için beraat kararının bozulması amacıyla kararı temyiz etmiştir. Suçtan zarar gören mağdura zorunlu vekil atanmış ve mağdurun lehine olarakta kararı kanun yollarına taşımıştır. Mağdurun haklarının korunduğu, lehine olarak temyiz isteminin yapıldığı bu durumda zorunlu vekil dışında ayrıca vasi atanmasının zorunlu olduğunun kabul edilerek kararın esasına girilmeksizin bozulmasına karar verilmesi mağdurun aradığı ve takip ettiği maddi gerçeğe ulaşmayı uzattığı, akıl hastası sanıklar için aranmayan vasi atanması zorunluluğunun akıl hastası mağdurlar için aranılmasının silahların eşitliği ilkesinede aykırı olduğu, “mağdur haklarının korunması” ilkesine aykırı bir yön bulunmayan dosyamızdaki bu durumun bozma konusu yapılması mağdurun hakkına ulaşması yolunu uzatacağı ve mağdurun zarar gördüğü bir sonuç olacağı, keza akıl hastası mağdura zorunlu vekil atanması müessesesi getiren 5271 sayılı CMK.nın 234/1,5 ve 2. maddelerinin düzenleniş biçim ve amacına da aykırı olduğu düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bozma karar içeriğine katılmıyorum. 23.01.2012