Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/10822 E. 2012/3887 K. 03.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10822
KARAR NO : 2012/3887
KARAR TARİHİ : 03.04.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde basit cinsel saldırı ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine, diğer atılı suçtan beraatine dair Silifke Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.10.2009 gün ve 2008/258 Esas, 2009/329 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sincan 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.03.2009 tarih ve 2008/1246 Esas 2009/247 Karar sayılı hükmü ile zeka geriliği nedeni ile Türk Medeni Kanununun 405. maddesi gereğince kısıtlanarak annesi …’nun velayeti altına alındığı anlaşılan mağdurenin, vasisinin katılma talebinde bulunması üzerine mahkemece kendisine asaleten ve kısıtlanma kararına binaen mağdureye velayeten kamu davasına katılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, kamu davasında katılan sıfatını alan mağdureyi temsil etme yetkisi bulunan zorunlu vekilinin hükümleri temyize … bulunduğundan, tebliğnamede mağdure zorunlu vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde basit cinsel saldırı suçundan kurulan beraat ile nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdure kolluk ifadesi, mağdurenin anne ve babasının, mağdurenin üzerinde ara sıra para gördüklerini ve bu paraların sanık tarafından mağdureye verildiğini mağdureden öğrendiklerine dair anlatımları ve özellikle tanık …’ın beyanında sanığın kendi ustası olduğunu, beraber inşaatlarda çalıştıklarını,
2008 yılı Temmuz aylarında …’te çalıştıkları zamanda sanığın …’a gittiğini, … ilçesinden döndükten sonra kendisine bir bayanı aracına alarak gezdirdiğini, bayanla ilişkiye girdiğini, hatta bayanın kızlık zarını patlattığını, mağdurenin biraz kafadan kırık olup ondan faydalanıp arabasıyla gezdirdiğini, bunları eşinden gizli yaptığını ifade ettiğini ve … ilçesinde çalışırken sanığın bazen 2-3 gün yanlarından ayrılarak … ilçesine gittiğini belirtmesi karşısında, sanığın aynı suç işleme kararı icrasında değişik zamanlarda bir kaç defa kendisinde zeka geriliği bulunan mağdureyi aracına alarak ona ara sıra para vererek kandırıp ilk önceleri göğüsleri ile oynayıp öperek basit cinsel saldırı eylemlerinde bulunduğu, son olarak ise 13.07.2008 tarihinde yine aracına alarak bu defa organ sokmak sureti ile nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu anlaşıldığından, sanığın eylemlerinin bir bütün olarak aynı suç işleme kararı icrası kapsamında zincirleme ve ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturup hükmedilecek cezanın 5237 sayılı TCK.nın 43. maddesi ile artırılması gerektiği düşünülmeden, basit cinsel saldırı suçunudan beraatine, nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi,
Oluşa uygun olarak sanığın işlediği nitelikli cinsel saldırı sonucu mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu kabul edildiği halde, TCK.nın 102/2 ve 102/3-a maddeleri uyarınca verilen ceza 10 yıl veya daha fazla olsa dahi, suçun sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulmasından dolayı, neticenin ağırlığına göre tayin edilen cezanın TCK.nın 49/1 ve 102/5. maddeleri gereğince yirmi yıla kadar artırılmasının olanaklı bulunduğu nazara alınarak, hakkaniyet gereği anılan maddeye göre cezada uygun bir artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, TCK.nın 102/5. maddesi uygulama dışı bırakılarak sanığa eksik ceza tayini,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyizine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12.03.1990 gün ve 1990/8-3-70, 09.10.2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı kararlarında vurgulandığı gibi bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesi, o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği ve dava konusu yapılan eylemin açıklıkla ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.10 2008 gün ve 2008/1-130-215 sayılı kararında belirttiği üzere iddianameye konu edilmemiş olan eylemle ilgili olarak hüküm verilemeyeceği, ancak sözkonusu fiile ilgili olarak kamu davası açılmak suretiyle giderilebilecek bu eksikliğin, 5271 sayılı Kanunun 226. maddesi uyarınca ek savunma verilmek suretiyle bertaraf edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, buna karşılık 04.09.2008 günlü iddianamede, sanık hakkında basit cinsel saldırı
suçu ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından dava açıldığı, mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı halde, ek iddianame ile dava açtırılmadan, sanığa ek savunma … verilerek bu suçtan da mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle CMK.nın 225. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.