YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2556
KARAR NO : 2012/4097
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
Irza geçme suçundan sanıklar … ve … ile ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan sanık …’nin yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetlerine dair Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.12.2006 gün ve 2001/274 Esas, 2006/490 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanığın üzerine atılı eylemin 765 sayılı TCK.nın 415/1. maddesi kapsamında kaldığı ve anılan maddede öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımının, suç tarihi olan 10.07.2001’den inceleme gününe kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar … ve … hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince;
Sanık … hakkında 765 sayılı TCK.nın 31 ve 33. maddeleri uygulanmamış ise de, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Lehe yasanın belirlenmesi esnasında 5237 sayılı TCK.ya göre hüküm kurulurken 103/3. maddesindeki “… birden fazla kişi tarafından birlikte …” ibaresi 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunla eklenmiş olup bu değişikliğin suç tarihi itibarıyla sanık aleyhine uygulanamayacağının gözetilmemesi sonuca etkili görülmediğinden, suçun sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığının araştırılmaması ise karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, yerinde görülmeyen sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.