YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/6746
KARAR NO : 2012/2806
KARAR TARİHİ : 08.03.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; beraatine dair Bolu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.04.2008 gün ve 2008/22 Esas, 2008/89 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdur vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
22.04.2008 günlü celsede sanığın cezalandırılmasını talep eden zorunlu vekiline mağdur adına CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, mağdur zorunlu vekilinin sanığın cezalandırılmasını istediği ve mahkemece verilen hükmü temyiz etmekle açıkça mağdur adına katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur …’in davaya katılmasına ve zorunlu vekilinin katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek katılan vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede gereği düşünüldü:
Suç tarihinde 6 yaşı içinde bulunan mağdurun aşamalardaki gerek başını sallayarak verdiği, gerekse özellikle duruşmada olayı açıkladığı ve samimi olduğu Pedagog …’ın 18.07.2007 günlü raporu ve …… Üniversitesi… Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalında görevli Adli Tıp Uzmanınca düzenlenen 26.11.2007 tarihli raporda belirtilen ifadeleri ve mağdurun beyanına atfen annesi katılanın anlatımları ile tüm dosya içeriğine göre, sanığın, mağdura karşı basit cinsel istismar suçunu işlediği sabit olduğunun anlaşılması bu suç nedeniyle 26.11.2007 günlü anılan raporda ayrıca ruh sağlığının bozulduğunun da belirtilmesi karşısında, bu raporun yetersiz olduğu gözetilerek bu hususta Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddelerine uygun şekilde teşekkül edecek bir heyetten görüş alınması kaydıyla üniversite hastanesinden, ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususlarında açıklayıcı mütalaa alınmasından sonra sonucuna göre uygulama maddeleri belirlenerek, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek, oluşa ve dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile sanığın beraatine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi