YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11848
KARAR NO : 2021/11372
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacıların ve müdahil davacıların davalarının reddine karar verilmiş olup, hükmün müdahil davacı Hazine vekili ve davacılardan … ile davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan … Mevi Mevki 400 ada 1 parsel sayılı 533.600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan bahisle, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacılar … ve … tarafından, davalılar … ve arkadaşları aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin men’i davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında müdahil Hazine, dava konusu taşınmazın 27.01.1986 tarih ve 5 nolu tapu kapsamında kaldığı iddiasıyla; müdahil … ise, zilyetlik yoluyla kazanım iddiasıyla davaya katılmıştır.
Kadastro Mahkemesince, aktarılan dava dosyası ile kadastro tespit tutanağının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, 30.11.1983 tarih ve 10 nolu, 8.12.1983 tarih ve 4 nolu ve 18.09.1954 tarih ve 38 nolu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyduğu gerekçesiyle;
“A-Davacılar … ve … ile Müdahil davacılar Mal Müdürlüğü ile diğerlerinin davalarının reddine,
1.Dava konusu … İli, … İlçesi, … Mahallesi … Mevi mevkii 400 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Kadastro Teknisyenleri …, … ve Harita Mühendisi … tarafından hazırlanan 03.07.2014 ve 06.08.2014 tarihli rapor ve eki krokilerinde gösterdikleri 533600 m2 taşınmazın,
6/40 hissesinin … oğlu …’a
3/40 hissesinin … oğlu …’a
3/40 hissesinin … oğlu … ‘a
3/60 hissesinin … kızı …’a
3/60 hissesinin … kızı …’a
3/60 hissesinin … oğlu …’a
3/60 hissesinin … kızı …’a
2/60 hissesinin … oğlu …’a
2/60 hissesinin … oğlu …’a
2/60 hissesinin … oğlu … ‘a
2/5 hissesi 256 pay kabul edilerek
72 hissesi …’ye
72 hissesi … kızı …’ya
9 hissesi … karısı ve … kızı …’e
36 hissesi … oğlu …’e
27 hissesi … kızı …’e
40 hissesi … kızı … adlarına tapuya kayıt ve tesciline, tutanağın malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına” karar verilmiş; hüküm, müdahil davacı Hazine vekili ve davacılardan … ile davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 30.11.1983 tarih ve 10 nolu, 8.12.1983 tarih ve 4 nolu ve 18.09.1954 tarih ve 38 nolu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç ta dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; tapu kaydının taşınmaza aidiyetinin kabulü için en az 3 sınırının ayırdedici ve sabit nitelikleriyle taşınmazı kapsaması ve bu sınırların taşınmaz çevresinde bulunması zorunludur. Mahkemece hükme esas alınan her üç tapu kaydının sınırları, “… ” ve “… ” olup, dere isimsiz olduğundan her yerde bulunabilecek sınırlardandır. “… ” ise gerek yerel bilirkişiler ve gerekse tanıklarca net olarak gösterilememiştir. Bu haliyle anılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza aidiyetinden söz edilemez.
Bu durum karşısında, taraflar ayrınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasında bulunduklarından, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerekmektedir. Ayrıca, her ne kadar, yargılama sırasında müdahil davacı Hazine tarafından dayanılan 5 nolu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, söz konusu tapunun, 370 ada 1 parsel, 371 ada 1 parsel, 372 ada 1 parsel, 373 ada 1 parsel, 395 ada 1 parsel, 396 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü anlaşılmış ise de, davacı Hazinenin taşınmazın orman alanında kaldığı iddiası da mevcut olup, bu hususta yeterli araştırma da yapılmamıştır.
Hal böyle olunca; doğu sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidi yapılmış ise, orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmek suretiyle tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; dava konusu taşınmazın bulundu alanda orman tahdidi yapılmamış ise, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop alekiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmeli; taşınmazın orman olmadığının anlaşılması halinde, bu kez zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı; bu bağlamda, taşınmaz başında dinlenilecek yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği hususları sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; komşu parsellere ait tespit tutanakları ve dayanakları uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; fen bilirkişisinden, yapılan keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir ayrıntılı rapor ve kroki alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, yanlış gerekçe ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; lehine tescil hükmü kurulan …, … ve …’in, hükme esas alınan eski tapu kayıtlarında soyadlarının … olmayıp … olduğu, dosyaya celbedilmiş olan bu kişilere ait nüfus kayıtlarında T.C. Kimlik numaralarının bulunduğu ve bu bilgilerden faydalanılarak yapılacak araştırmayla …, … kızı …, … karısı ve … kızı … , … oğlu … , … kızı … ve … kızı …’ın adreslerine ulaşılabilme ihtimali bulunduğu göz ardı edilerek, tebligatların ilanen yapılmış olması da doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Müdahil davacı Hazine vekili ve davacılardan … ile davalılardan …’ın açıklanan yönlere değinen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalılara iadesine, 17.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.