YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3624
KARAR NO : 2021/10615
KARAR TARİHİ : 21.09.2021
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2015/29-2018/281
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum, davalılar … ile … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 05.05.2005 tarihinde meydana gelen tarfik-iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve sosyal yardım zammından oluşan kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiştir.
1-Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof. Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19–639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4–13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2–76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.
Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi hükmüne göre, kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda hukuk hakimi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olduğundan, mahkumiyetin kesinleşmesi halinde mahkum olanlara az da olsa bir miktar kusur verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, ceza davasının sonucu araştırılarak, ceza davasında yargılanan sanıkların mahkumiyetinin kesinleşmesi halinde, mahkum olanlara az da olsa bir miktar kusur verilmesi gerektiğinin gözetildiği, olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alınmalı, oluşması halinde çelişki giderilmeli, sonuca göre tüm kusur oran ve aidiyetleri tespit edilerek bir karar verilmelidir.
2-Davalı … tarafından temyiz aşamasında sunulan belgelerle dava konusu alacağın ödendiğini iddia etmesi karşısında, ödeme iddiası yöntemince araştırılarak davanın konusuz kalıp kalmadığı irdelenmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
3-Kurumca sosyal yardım zammı tutarının eldeki dava ile talep edildiği gözetilerek, hak sahiplerine ödenen sosyal yardım zammı tutarının da kurum alacağına dahil edilmesi gerekir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de,
Mahkemece, hükme esas alınan kusur raporunda davalı …’na kusur verilmemesine ve bozma öncesi verilen hükmün anılan davalı tarafından temyiz edilmesine rağmen, usuli kazanılmış hakkın gözetildiği gerekçesiyle hakkında açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi,
Mahkeme kararlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde tanımlanan unsurları taşıması ve kararda taraf sıfatlarının ve taraf isimlerinin doğru bir biçimde gösterilmesi gerekmesine rağmen, hak sahiplerinin isimlerinin, madde hükmünde yer almayan “ilişkili kişi” sıfatıyla karar başlığında gösterilmesi, isabetsiz bulunmuştur.
O hâlde, davacı Kurum, davalılar … ile … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 21.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.