YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10397
KARAR NO : 2012/10579
KARAR TARİHİ : 01.11.2012
Cinsel taciz suçundan sanık …’nin yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Banaz Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 23.10.2008 gün ve 2008/108 Esas, 2008/206 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın cinsel taciz eylemini zincirleme şekilde işlediği halde TCK.nın 43/1. maddesi uygulanmaması,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığının belirtilmesi ve olayda da katılanın dosyaya yansıyan maddi bir zararının da bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında katılanın zararının giderilmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmemiş olup, CMK.nın 231/6’daki diğer şartların oluşup oluşmadığının tartışılmaması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanığın ceza miktarı itibarıyla kazanılmış … saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 01.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için CMK.nın 231/6. maddesinde düzenlendiği şekilde iki ayrı şartın bulunması gerekmektedir. Birinci şart objektif şart olup sanığın sabıkasının olmaması, ikinci şart ise sübjektif şart olup kişilik özellikleri ve duruşmadaki durum ve davranışlarına göre suç işleyeceği konusunda bir kanaatin oluşmasıdır.
Mahkemece erteleme müessesesi reddedilirken yapılan değerlendirmede; “sanığın tayin edilen cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceğine dair kanaat gelmediği, gerekçeli kararda da sanığın yargılama sürecinde herhangi bir pişman tavrının gözlemlenmediğinin belirtildiği görülmüştür. CMK.nın 231. maddesi katılanın zararlarının giderilmediğinden bahisle uygulanmamıştır.
Her ne kadar erteleme ve HAGB düzenlemeleri farklı müesseseler ise de kısmen farklı sebeplere dayanmakla birlikte sübjektif şartın her iki müessese için ortak bir şart olup bu şart; suç işlenmeyeceği konusunda olumlu bir kanaatin bulunması hususudur. Cezasının ertelenmesi halinde suç işlemeyeceğine kanaat getirilmeyen, yargılama sürecinde pişmanlık hali gözlemlenmeyen sanık yönünden HAGB hükümlerinin sübjektif şartının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece erteleme müessesi reddedilirken dayanılan gerekçeler CMK.nın 231. deki gerekçeleri de kapsamakta bu haliyle maddedeki şartların bulunmadığı ifade edilmiş olmaktadır.
Sübjektif şartın bulunmamaması nedeniyle CMK.nın 231. maddesinin uygulanmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından katılanın maddi ve manevi zararların karşılanmadığından bahisle HAGB’nin uygulanmaması; önemi olmayan dayanaksız bir cümle olacağından ve esasa da etkili olmayacağından bozma nedeni yapılmamalıdır.
Bu nedenle bulunmayan sübjektif şartın değerlendirilmesi için kararın bozularak mahkemesine gönderilmesinde herhangi hukuki bir fayda yoktur. Esasen açıklanan nedenlerle dosyadaki dayanılan ertelemenin ret gerekçesinin CMK.nın 231’deki sübjektif şartın eksikliğine işaret eden nitelikte HAGB’nin de ret gerekçelerini kapsadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenler ile bulunmayan sübjektif şartın tartışılması gerektiğinden bahisle bozma yapılmasının yerinde olmadığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.