Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/3580 E. 2022/4 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3580
KARAR NO : 2022/4
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davacının tazminat talebinin kısmen kabülü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın ve birleşen 2016/25 esas sayılı dosyaya ilişkin olarak 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine

Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 esas 2015/143 karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etmeye Teşebbüs suçundan 03.10.2011–19.06.2014 tarihleri arasında 2 yıl 8 ay 15 gün tutuklu kaldığı, bu tutukluluk süresinin 05.09.2013-19.06.2014 tarihleri arasında 9 ay 14 gün olarak infaz gördüğü, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, birleşen dosya açısından tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/155 esas 2015/359 karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 22.08.2011–05.09.2013 tarihleri arasında 2 yıl 15 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 19.11.2015 tarihinde kesinleştiği tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu,
Davacının ana dava dosyası ile ilgili olarak 418,757,00 TL maddi, 1.500.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, birleşen dava ile ilgili olarak dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile 870,00 TL maddi, tutuklama tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile 1.000.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece maddi tazminat taleplerinin reddi ile, 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmesi üzerine Dairemizce yapılan incelemede, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, tazminatların belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp, 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 200.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesinde;
1-Davacı hakkında ana dava dosyası ile ilgili kurulan hükme yönelik:
Davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Farklı konu ve tutuklama nedenine dayalı olarak ayrı ayrı dava açıldığı ve tazminat dava dosyaları birleştirilerek davacının tazminat talepleri hakkında ayrı ayrı hüküm verildiği, hükmedilen vekalet ücretinin davacının ana dava dosyası ile ilgili kurulan hükme ilişkin olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Davacı hakkında birleşen dava dosyası ile ilgili kurulan hükme yönelik:
Davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine, manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin tüm, davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, tazminatların belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması,
2-Farklı konu ve tutuklama nedenine dayalı olarak ayrı ayrı dava açıldığı ve tazminat dava dosyaları birleştirilerek davacının tazminat talepleri hakkında ayrı ayrı hüküm verildiği, davacı hakkında her bir tazminat dosyası açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeyerek tek vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.