Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/7162 E. 2012/13763 K. 26.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/7162
KARAR NO : 2012/13763
KARAR TARİHİ : 26.12.2012

Irz ve namusa tasaddide bulunma suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair Ordu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.06.2008 gün ve 2007/113 Esas, 2008/138 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Kabule göre;
Mağdurun, anne ve babasına sanığın cinsel organını poposuna soktuğu şeklinde olayı anlatması ve suç tarihinden 2 gün sonra Ordu Devlet Hastanesi Baştabipliği Çocuk Cerrahi Uzmanı tarafından 01.06.2005 tarihinde verilen raporda saat 11 hizasında 2 adet yırtığın tespit edildiği belirtilerek anal sfinkter tonüsü azalmış olduğunun bildirilmesine rağmen 03.06.2005 tarihli Trabzon Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporuyla Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 12.03.2008 tarihli raporlarında olaydan sonra Ordu Devlet Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanının Raporu tartışılmaksızın verilen bu ilk raporun aksine fiili livatanın maddi delillerinin bulunmadığının belirtilmesi karşısında ilk tespit ile daha sonraki tespitler arasında çelişki bulunduğundan Adli Tıp Kanunu 15. maddesi uyarınca sadece dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek Adli Tıp Genel Kurulundan görüş alındıktan sonra eylemin tamamlanıp tamamlanmadığı, teşebbüs bulunup bulunmadığı ve ırz ve namusa tasadddi (basit cinsel istismar) niteliğinde olup olmadığı tespit edilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 19.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanunla değişiklikten önceki 24. maddesi uyarınca, suç tarihinde 12-15 yaş grubu içinde bulunan sanık …’ın işlediği kabul olunan ve 765 sayılı TCK’ya göre lehlerine olan 5237 sayılı TCK.nın 103/1. maddesinde düzenlenen çocuğun basit cinsel istismarı suçuna ilişkin ceza miktarının alt sınırının 3 yıl olması nedeniyle uzlaşma kapsamında kaldığı, bu kapsamda 5271 sayılı CMK.nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca beyanları alınan sanık …’ın kanuni temsilcisi ve mağdur tarafa uzlaşma teklifinde bulunulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.