YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8603
KARAR NO : 2022/172
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sonucu … köyü çalışma alanında bulunan 826 parsel sayılı 5150 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla davalı … adına tapuda kayıtlı olup üzerinde ”… ve … adına müştereken intifa hakkı” şerhi vardır. Davacı … İdaresi, çekişmeli taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığı iddiasına dayanarak tapu iptal ve tescil, müdahalenin menni ve şerhlerin terkini istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile çekişmeli 826 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ve intifa hakkı şerhlerinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul hükümlerine uygun değildir. HMK’nin 27. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel hukuk kuralına göre, hakim tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez. Bu nedenledir ki, Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanması tamamen şekli ve emredici hükümler içermektedir. Tebligatın usulüne uygun biçimde yapıldığı ve tarihi ancak tebliğ belgesi ile kanıtlanabilir. Geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için anılan kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntısına kadar uygulanması ve uygulandığının tebliğ tutanağında belgelendirilmesi zorunludur. Tebligatın usule aykırı olarak yapılması halinde muhatabın öğrendiği tarihin tebliğ tarihi sayılması gerektiği de kuşkusuzdur. Somut olaya gelince davacı … İdaresinin dava dilekçesinde davalı …’ın adresi olarak bildirdiği … Köyüne çıkarılan ilk tebliğatın köy azası tarafından alındığı, gerekçeli kararın yine aynı köye çıkarıldığı bu kez köy azasının köylerinde böyle bir şahsın yaşamadığı gerekçesiyle tebliğatın iade edildiği ancak Mahkemece adres araştırması yapılmaksızın tebliğat kanunu 35. maddesine göre gerekçeli karar gönderilmek suretiyle dosyanın kesinleştirildiği anlaşılmaktadır ancak mahkemece dava dilekçesi ve ilk duruşma oturum gününün köydeki adrese tebliği usulüne uygun yapılmış bir tebliğ değildir. Bu şekilde yapılan tebligatın kanun ve tüzüğe uygun olduğundan, bir başka deyişle taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Öte yandan davalı yargılamanın hiçbir oturumuna katılmamış olup, davalının savunma hakkı kısıtlanarak hüküm verilmesi doğru olmamıştır. Yine dava konusu taşınmaz tapuda tarla olarak davalı adına kayıtlı ise de beyanlar hanesinde taşınmaz üzerinde … ve … adına intifa hakkı şerhi gözükmektedir. Davacı … İdaresi taşınmazın tapu kaydında şerh sahiplerine husumet yöneltmeden dava açmıştır. Mahkemece, şerh sahiplerinin davaya katılımı sağlanmaksızın, husumet yaygınlaştırılmadan yokluklarında dava görülüp sonuçlandırılmıştır. Ayrıca davacı … İdaresinin dava dilekçesinde meni müdahale talep ettiği halde mahkemece bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle, tapuda lehine intifa hakkı şerhi bulunan … ve …’ın davaya dahil edilmesi için davacıya süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde davalı ve dahili davalılardan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanarak sonucuna göre tüm talepler yönünden bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a iadesine, 11.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.