Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6449 E. 2021/6860 K. 06.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6449
KARAR NO : 2021/6860
KARAR TARİHİ : 06.12.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.06.2020 tarih ve 2020/880 E. – 2020/632 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada; müvekkilinin davalı şirkette % 40 pay sahibi ve şirket müdürü olarak uzun süre faaliyette bulunduğunu, şirketin diğer iki ortağının şirkete ait paraları muvazaalı ve usulsüz bir şekilde tamamen kendilerine ait İlke Makine San.ve Tic. Ltd. Şti. hesaplarına aktardıklarını, bu nedenle ortaklar arasındaki güven duygusunun zedelendiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketten çıkarılmasını, pay bedeli ile müdürlük ücretleri toplamının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL’sinin davalıdan işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş; açtığı karşı davada ise, davacının şirkete ait kıymetli evraka, stokta bulunan mala ve şirket aracına el koyarak aynı iş kolunda ve faaliyet alanında davalı ile haksız rekabete giren bir başka şirketin işlerinde kullandığını 84.990,00 TL çek bedeli ile 223.619,40 TL mal bedelinin davacı-karşı davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili karşı davaya cevabında, iddiaların dayanaksız olduğunu, müvekkilin kurdurduğu ve gizli ortağı olduğu hiçbir şirketin de mevcut olmadığını savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davanın reddine dair karar kesinleşmiş olmakla sonra asıl dava yönünden yeniden hüküm kurulmamış olup, karşı dava yönünden, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmakla davacı-karşı davalı yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan, dosyada davalı yöneticinin şirkete ait malları şirketten çıkardığına dair yazılı veya somut bir delil bulunmayıp, ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen beraat kararında da bu yönde tespit bulunmadığı açıklanmış olmakla karşı davada şirketten çıkarıldığı ileri sürülen 187.574,00 TL’lik mal yönünden talebin reddi gerektiği gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulü ile 84.990,00 TL çek bedelinin karşı dava tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte …’dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Temyiz incelemesi yapılan karşı dava, limited şirket yöneticisinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Karşı davada davacı, şirket deposunda bulunması gereken emtiaların yönetici tarafından alındığından, yöneticinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine dayanmış olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalı yöneticinin şirkete ait malları şirketten çıkardığına dair yazılı veya somut bir delil bulunmadığı, ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen beraat kararında da bu yönde delil bulunmadığının açıklandığı gerekçesiyle karşı davada şirketten çıkarıldığı ileri sürülen 187.574,00 TL’lik malın bedeli yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar, asliye ceza mahkemesinin kesinleşen beraat ilamında, davalı yöneticinin şirkete ait malları şirket deposundan çıkardığına dair yazılı veya somut bir delil bulunmadığı ya da depodan fiilen çıkarılmış olsa bile bu emtiaların şirket haricinde başka bir kişi hesabına kullanıldığının ispatlanamadığı tespit edilmişse de, şirket defterlerine fatura ile girişi yapılan emtiaların şirket deposunda bulunmadığı, hem dosyaya kazandırılmış bulunan 26.07.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda hemde dosyaya sunulan vergi müfettişi raporu ile tespit edilmiştir. Bu durumda, şirket kayıtlarına faturalı girişi yapılan ve şirkete fiilen alınmadığı iddia ve ispat edilmeyen emtiaların bedellerinden dolayı müdürün şirkete karşı sorumlu olduğu kabul edilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, karşı davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile karşı dava yönünden verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı şirket yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 06/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.