Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/7803 E. 2021/14792 K. 24.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7803
KARAR NO : 2021/14792
KARAR TARİHİ : 24.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2021/1293-2021/1107
İlk Derece
Mahkemesi : … 1. İş Mahkemesi
No : 2019/437-2021/15

Dava, prim tahakkuku kararının ve 6661 sayılı prim teşvikinin iptali nedeniyle yapılan borç tahakkuku işleminin iptali ile kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Müvekkiline Muratpaşa Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından gönderilen 19/10/2018 tarih ve 30711655/13897090 sayılı idari para cezası gönderildiğini, tutanakta ismi geçen …’nın davacının yıllardır arkadaşı olduğunu, 29.10/2017 tarihinde…plakalı araçla Akseki de kaza yaptığını, kaza nedeniyle aracın perte çıktığını, trafik denetiminin olduğu gün …’nın kaza yaptığı Akseki’ye eksptertizin çağırması nedeniyle gittiğini, giderken de aracı olmadığı için müvekkilden araç istediğini, 07 S 0121 plakalı araç ile Akseki’ye gittiğini ancak trafik denetiminde …’nın ticari araç ile denetime girmesi nedeniyle SGK’nın kayıt dışı çalışan olarak idari para cezası düzenlendiğini belirterek Muratpaşa Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından gönderilen 19/10/2018 tarih ve 30711655-13900150 sayılı prim tahakkuku kararının ve Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından gönderilen 19/10/2018 tarih ve 30711655/13897909 sayılı borç tahakkuku kararının iptali ile müvekkilinin kuruma borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kararlarının hukuka uygun olduğunu, … isimli şahsın sigortasız çalıştırıldığının tespit edildiğini, komisyon kararı ile kesilen idari para cezasının uygun olduğunun bildirildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, “…, tüm toplanan deliller ve değerlendirmeler ışığında; her ne kadar davacı tarafça 23/11/2017 tarihli yol denetimi sırasında davacı adına kayıtlı ticari araçta … isimli kişinin araç şoförü olarak bulunduğu tespit edilerek Karayolları Taşıma Kanunu uyarınca idari para cezası uygulandığı ve davalı idareye bildirim de bulunulduğu, adı geçen kişinin 23/11/2017 tarihli işe giriş ve işten ayrılış bildirgesi ile aynı gün APHB bildirgesinin süresinde verilmediğinde bahisle teşviklerin iptal olunduğu ve söz konusu döneme borç tahakkuk ettirildiği ve yine prim borcu tahakkuk ettirildiği belirtilerek davalı kurum tarafından yapılan 19/10/2018 tarih 30711655-13900150 sayılı prim tahakkuku kararının ve 19/10/2018 tarih, 13897909 sayılı borç tahakkuku kararının iptali talep edilmiş ve davacı tarafça …’nın davacının arkadaşı olduğu, davaya konu olayın gerçekleştiği 23/11/2017 tarihinden yaklaşık 25 gün kadar önce 29/10/2017 tarihinde yine …’nın kullandığı…plakalı aracın Nevşehir’den tatilden gelirken geçirdiği kaza sonucu pert olması nedeniyle ekspertizle görüşmeye gidildiği sırada gerçekleştiği iddia edilmiş ise de davacı tarafça ekspertiz ile yapılan görüşmeye gidildiği veya görüşme yapıldığı ispat edilemediği gibi hem tatil sırasında kullanıldığı iddia edilen…plakalı aracın ticari olması hem de davaya konu 07 S 0121 plakalı aracın ticari olması, bu araçların ikisininde … tarafından kullanılması, davacı tanığı …’nun beyanına göre davacının giyim tekstil ürünleri üretim ve toptan satış işi yaptığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde … isimli kişinin davacının yanında işçi sıfatı ile çalıştığı, çalışmasının kayıt dışı olduğu, davalı kurum tarafından yapılan işlemlerin yerinde olduğu…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda, ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, şirket hakkında borçlarından dolayı 6183 sayılı Yasa gereği takip başlatıldığını, haciz işlemlerinin yapıldığını, 6736 sayılı yapılandırma kapsamında borçlarının yapılandırıldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı Kurum vekili istinaf aşamasındaki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dava, Kurumca prim hizmet bildirgelerinin verilmesi ve tahakkuk ettirilecek prim tutarının gecikme zammı ile birlikte ödenmesine ilişkin 19/10/2018 tarih, 13897909 sayılı Kurum işlemi ile 6661 sayılı Yasadan kaynaklanan prim teşvikinin iptal edilmesi nedeniyle tahakkuk ettirilen prim borcuna ilişkin 19/10/2018 tarih 30711655-13900150 sayılı kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Davacı adına kayıtlı 07 S0121 plakalı ticari araçta davalı … isimli kişinin araç şoförü olarak bulunduğu trafik denetimine girmesi nedeniyle ticari araçla ilgili yetki belgesinin olmaması nedeniyle Karayolları Taşıma Kanunu uyarınca idari para cezası uygulanmış ve davalı Kuruma da denetim nedeniyle KADİM servisi (Kayıt dışı istihdamla mücadele servisi) tarafından yapılan bildirim üzerine, davacı işveren tarafından adı geçen kişinin 23/11/2017 tarihli işe giriş ve işten ayrılış bildirgesi ile aynı gün APHB bildirgesinin süresinde verilmediğinde bahisle 6661 sayılı Yasa kapsamında işveren adına uygulanan 2017/1-12. aylar arasında uygulanan teşvikinin iptal edildiği ve bu nedenle söz konusu döneme ilişkin borç tahakkuk ettirildiği 19/10/2018 tarih 30711655-13900150 sayılı yazı ile …’nın trafik denetiminde davacıya ait ticari araçta sürücü olarak tespit edildiği tarih olan 23/11.2017 işe giriş, 23.11.2017 işten çıkış olmak üzere 1 gün süreli prim hizmet bildirgesinin, işe giriş ve çıkış bildirgelerinin verilmesine dair 19/10/2018 tarih, 13897909 sayılı bildirimde bulunulmuş, 19/10/2018 tarih, 13897090 sayılı bildirimle de 7.287 TL tutarında tahakkuk ettirilen idari para cezasının ödenmesine ilişkin bildirimde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Ancak, dava konusu edilen borç bildirimlerinin davacı tarafından ne zaman tebliğ alındığı, süresinde itirazda bulunulup bulunulmadığı, Kurum komisyon kararlarının hangi tarihlerde davacıya tebliğ edildiği, dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Yasanın 86’inci maddesi olup, ”Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden, ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.”hükmü öngörülmüştür.
5510 sayılı Yasanın 86’ıncı maddesinde öngörülmüş olan bir aylık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, Kurum işleminin tebliğinden itibaren bir aylık süre içinde itiraz edilmemesi halinde, Kurumun işleminin ve dolayısıyla borcun kesinleştiğinin kabulü gerekir.Anılan yasa hükmünde belirlenen prosedürün varlığı ve yasal sürelerin geçmesi halinde davalı kurum alacağının kesinleştiğinin kabulü zorunlu olmakla birlikte, bu hususun dava şartı olarak nitelendirilmesi olanaksızdır.
Davaya konu somut olayda; yukarıda açıklanan prosedür kapsamında, davacıya, davalı Kurumca 19/10/2018 tarih, 13897909 sayılı ve 19/10/2018 tarih 30711655-13900150 sayılı bildirmlerin tebliğ tarihleri de araştırılmak suretiyle davacının her iki bildirime yukarıda açıklandığı şekilde yasal süresi içerisinde bir itirazının olup olmadığı araştırılmalı, varlığı halinde Kurumca yapılan işlemler ve bu kapsamda davalı Kurumca davacının prime ilişkin süresinde yapılmış itirazının reddine dair verilen bir Komisyon kararı veya ilgili ünite tarafından verilen bir red kararının olup olmadığı belirlenmeli, itirazı yok ise Kurum alacağının kesinleştiğinin kabulü gereklidir. Ne var ki, Kurumca açıklanan şekilde prosedürün olmadığı tespit edilir ise, kurum alacağının kesinleştiğinden bahsedilmesi olanaksız olduğu için, ancak 5510 sayılı Yasanın 89’uncu maddesi kapsamında tespit ve ispat edilmek şartıyla yersiz ödenen primlerin iadesi mümkün olabilecektir. Bu halde de işin esasına girilmeli ve Kurumca 1 gün üzerinden yapılan tahakkukun fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı araştırılmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
2-Davacı işverene uygulanan 6661 sayılı Yasa kapsamındaki teşvikin iptali nedeniyle ek prim ve gecikme zammı tahakkuku yönünden;
6661 sayılı asgari ücret desteğinden faydalanma talebi ile aksi kurum işleminin iptali istemine ilişkin istemle ilgili yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise;
“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde,
31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılı Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıkları tarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere sigortalının aylık prim ödeme gün sayısının 22,22 TL ile çarpılması sonucunda bulunacak tutar, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri sigortalı hisseleri dahil tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene destek ödemesi yapılır ve destek tutarı Fondan karşılanır.
27.03.2018 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Kanun’un 70.maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 17. maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkânı tanınmıştır.
Ek 17. maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır…. hükmü mevcuttur.
Ne var ki, anılan maddenin 4. fıkrasındaki; “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. – 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33.maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, istemleri bakımından ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan ilkeler ışığında araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.