Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/22372 E. 2013/11997 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22372
KARAR NO : 2013/11997
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından suça sürüklenen çocuk …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Midyat Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.03.2010 gün ve 2008/122 Esas, 2010/41 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
TCK.nın 31/2. maddesine göre, 12-15 yaş grubunda bulunan çocuk sanığın cezai sorumluluğunun olabilmesi için işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunması gerektiği, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesine göre algılama ve yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, mahkemenin çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren sosyal inceleme raporu tanzim ettirebileceği, maddeye göre böyle bir sosyal inceleme yaptırılmaması halinde gerekçesinin kararda gösterileceğinin belirtildiği, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/4. maddesine göre de hakimin gerekirse bu konuda tam kanaat sahibi olabilmesi için sosyal inceleme raporu ile birlikte adli tıp uzmanı, psikiyatrist yada zorunlu hallerde uzman hekimden görüş de alınabileceğinin hüküm altına alındığı, mevcut düzenlemelere göre, ihtiyaç halinde sosyal inceleme raporunun alınmasının esas olduğu, görüş olarak diğer hekim raporlarının da alınabileceği, ancak bu raporların bağlayıcı olmadığı, mahkemenin takdirinde göz önünde bulundurulacağı, algılama yeteneği ve fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının mahkemeye ait olduğu gözetilmeden beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporuyla yetinilip, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden hiçbir araştırma yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Uygulamaya göre de;
Suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulurken verilen cezadan yaş küçüklüğü nedeniyle, 5237 sayılı TCK.nın 31/2. maddesi gereğince yapılacak 1/2 oranındaki indirim sonucunda bulunan 7 yıl 6 ay hapis cezasının, aynı maddenin son cümlesi uyarınca 7 yıla indirilmesi ve takdiri indirimin bu ceza üzerinden yapılması gerekirken, 7 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden yapılması suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,
Suç tarihinde 18 yaşını bitirmemiş olan ve daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK.nın 51. maddesinde öngörülen “sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat oluşup oluşmaması” ölçütü esas alınarak erteleme konusunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yasal olmayan gerekçe ile suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.