Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/6003 E. 2012/13186 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/6003
KARAR NO : 2012/13186
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.12.2007 gün ve 2007/211 Esas, 2007/452 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğinden, olay esnasında sanık tarafından mağdureye yönelik zorla gerçekleştirilmiş bir cinsel eylemin varlığına dair mağdure beyanı dışında başkaca bir delil bulunmadığı gibi, mağdurenin aşamalarda alınan beyanlarının istikrar arz etmemesi ve kendisiyle evlenmek istemeyerek başkasıyla nişanlandığını söyleyen sanığa duyduğu kızgınlıkla olaydan yaklaşık bir sene sonra müracaatta bulunması nazara alındığında, sanığın cinsel ilişki eylemini mağdurenin rızası dışında zorla gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanığın suç tarihinde 16 yaşında olan mağdurenin rızası ile gerçekleştirdiği cinsel ilişki eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 104/1. maddesinde düzenlenen takibi şikâyete bağlı reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturacağı ve mağdurenin şikâyetinin 6 aylık yasal süreden sonra olduğu anlaşıldığından, kamu davasının 5237 sayılı TCK.nın 73/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Onaltı yaşındaki mağdurenin babasının vefat ettiği, çoklukla amcasının yanında kaldığı, sokaklarda palyaço kıyafeti ile şeker satarken çocuk polisinin yakalaması ile amcasına teslim edildiği, amcasının sıkıştırması üzerine bir yıl kadar önce başından geçen yargılama konusu olayı anlattığı, amcasının müracaatı üzerine olayın ortaya çıktığı görülmektedir.
Mağdure ayrıntılı olarak ifade verdiği 14.08.2006 tarihli savcılık ifadesinde; sanığın pastane sahibinin oğlu olduğunu, tanışmalarını müteakip onların işyerinde bir müddet çalıştığını, orada çalışırken yanında arkadaşı … ile sanığın eniştesi … olduğu halde dışarıda akşam yemeğe çıktıklarını, yemekte yedikleri ve içtiklerinden kendini yorgun ve bitkin hissettiğini, başının ağrıdığını , birlikte pastane imalathanesinin depo kısmına geçtiklerini, oradaki işçi kanepelerine uzanıp yattığını, sanığın yanına gelerek ilişkiye girmek istediğini söylediğini, kendisinin kabul etmediğini, ancak sanığın “nasıl olsa evleneceğiz, ilişkiye girmezsen evlenmem” demesi üzerine önce kabul ettiğini, ancak cinsel organını sokacağı sırada kendisini iterek vazgeçtiğini söylediğini, ancak sanığın kollarını bastırıp zorlayarak ve bacaklarıyla kıstırarak zorla ırzına geçtiğini, bu olaydan sonra artık işe gelmemesini söylediğini, ertesi gün ne olacak benim durumun diye sormaya gittiğinde kendini ikna ile ben halledeceğim demesi ile bu defa … ile ilişkiye girdiğini, pastane kısmında eniştesi …’ın sıra bende mi diye laf attığını, dışarı çıkarak gelen sanığın kendine, kızlığını bozduğunu artık başkalarına kendini satarak para kazanabileceğini söylediğini ifade etmiştir.
Mağdure, Uludağ Üniversitesinde çocuk pskiyatristlerince yapılan muayenelerinde 2006 yılı Ağustos ayı ve 2007 yılı Mart aylarındaki uzmanlara verdiği ifadelerinde de aynı samimiyet ile çelişkisiz ifadelerde bulunduğu, hatta arkadaşı …’in de tacize maruz kalmış olabileceğini, iyi ki amcasının kendini sıkıştırdığını, sanığın zenginliğine güvendiğini, keşke o gün muayeneye gitmiş olmayı dilediğini, sanık tarafın annesine ve amcasına şikâyetten vazgeçmesi için para teklif ettiklerini beyan ettiği, keza muayene esnasında dinlenen anne ve kız kardeşin anlatımlarının da mağdureye benzer nitelikte olduğu görülmektedir.
Bu tür olayların geç ifade edilmesi başlı başına rızaya delil değildir. Mağdureler değişik saiklar ile kızlıklarının bozulmasını gizleyebilmektedirler. Neticede mağdure çocuk yaşta, babası vefat etmiş, amcası yanında kalan birisidir. Bu şartlar içindeki birisinden daha önce neden şikâyette bulunmaması anlaşılabilecek bir durumdur. Mağdure, sanığın nişanlanması üzerine kızgınlıkla böyle bir iddiada bulunmuş değildir. Zira olayın ortaya çıkması sokakta palyaço kıyafeti ile şeker satarken çocuk polisince bulunması ve amcasının da sıkıştırması iledir. Bu nedenlerle mahkemenin sübuta ilişkin kabulünün isabetli olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle olayın sabit olduğunun kabulü ile mahkeme kararının onanması, bu delillerin yetersiz olduğu düşünülüyorsa en azından olay gecesi mağdurenin yanında bulunan, telefon numarası tespit edilen ve araştırma ile bulunabileceği anlaşılan, mahkemece araştırılan ancak yeterli bir araştırma yapılamadan araştırmasından vazgeçilen mağdurenin arkadaşı … ile sanığın eniştesi … adlı kişilerin dinlenmeleri için eksik araştırma nedeniyle kararın bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.