YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9992
KARAR NO : 2012/7865
KARAR TARİHİ : 09.07.2012
Irza geçme, zorla kaçırıp alıkoyma ve fuhuş için başkasına kadın tedarik etmek suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.10.2005 gün ve 2004/431 Esas, 2005/315 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında fuhuş için başkasına kadın tedarik etmek suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığa isnat olunan 765 sayılı TCK.nın 436/1. maddesinde tarif edilen fuhuş için başkasına kadın tedarik etmek suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu, sanığın mahkûmiyetine ilişkin 27.10.2005 tarihli karar gününden, incelemenin yapıldığı tarihe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükmün temyizine gelince;
Mağdurenin Eceabat Cumhuriyet Savcılığına verdiği 23.11.2004 tarihli beyanında sanığın kendisi ile sürekli cinsel ilişkide bulunduğunu ifade etmesine rağmen, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 16.12.2004 tarihli ifadesinde sanığın kendisini para karşılığı başka şahıslara pazarladığını, ancak sanığın kendisi ile cinsel ilişkiye girmediğini, aynı günlü teşhis tutanağındaki beyanında da yine sanığın kendisinin defalarca ırzına geçtiğini ifade etmesi, nihayet duruşmadaki beyanında ise sanığın kendisini başka erkeklere pazarladığını ve bir kez ırzına geçtiğini belirtmesi, ifadelerin aşamalarda tutarlı olmaması ve mağdure hakkında alınan Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu rapor içeriğine göre mağdurede olayın ahlaki redeatini idrake ve ruhsal yönden mukavemete mani olacak mahiyet ve derecede olan Şizofreni denilen akıl hastalığının saptanması ve ifadelerine diğer delillerle kuvvetle desteklendiği takdirde ana hatları ile itibar edilebileceğinin belirtilmesi karşısında, Çanakkale Devlet Hastanesinin 07.02.2005 tarihli yazı cevabı içeriğinde mağdurenin hastanede 27.09.2003 tarihinde sp doğum yaptığının bildirilmesi ve mağdure ile annnesi tarafından bebeğin doğumda öldüğü beyan edildiğinden, öncelikle bebeğin gömüldüğü yerin hastaneden ve ilgili kişi ve kurumlardan sorularak tespit edilip, sanıktan ve öldüğü bildirilen bebekten DNA incelemesine esas olacak şekilde gerekli kan, kıl vs. biyolojik örnekler alınarak Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesine gönderilerek ölen bebeğin sanıktan olup olmadığı kesin olarak tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.