YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1052
KARAR NO : 2021/2313
KARAR TARİHİ : 26.10.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04/11/2014 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27/11/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 26/10/2021 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili gelmedi. Karşı taraftan davalı vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-K A R A R-
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3.050,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 26/10/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekili 04.11.2014 tarihli dava dilekçesinde; davacı ile davalının kardeş olduklarını, İstanbul ili, Çekmeköy ilçesi, Alemdağ Mahallesi, 316 parsel sayılı taşınmazın 300/1855 payının ailenin tüm üyelerinin katkısıyla satın alındığını, pay satan kişinin vekil olarak baba …’i yetkilendirmesi nedeniyle, taşınmazın baba adına değil, büyük kardeş davalı adına alındığını, taşınmaz üzerine hep birlikte üç katlı bina yaptıklarını, davalının dava dışı kardeşi Mehmet’e payını devretmesine rağmen, müvekkiline ait payı devretmediğini belirterek, davalının payından 100/1855 payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili 25.12.2014 tarihli cevap dilekçesiyle; taşınmazdaki payın müvekkilinin birikimleriyle alındığını, inançlı işlem bulunmadığını, inançlı işlemin yazılı belgeyle ispatlanabileceğini, davacının yazılı belge ibraz edemediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 01.06.2017 tarihli kararında; dava konusu taşınmazdaki 300/1855 payın davacı, davalı, tarafların babası Turgut ve dava dışı kardeş Mehmet’in ticari kazançlarıyla alındığını ve sonrasında bina yapıldığını, davalının 100 m2 miktara karşılık gelen payı dava dışı Mehmet’e devrettiğini, 200 m2 miktara karşılık gelen davalıya ait payın yarısının davacıya ait olduğunu ve davacının taşınmazdaki binanın yapıldığı tarihten itibaren zilyet bulunması nedeniyle davalının zamanaşımı savunmasını reddederek, inançlı işlemin ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
Davalı tarafın istinaf başvurusunda bulunması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 18.01.2018 tarihli kararında; davacı tarafın inançlı işlemin varlığını ispat etmek için yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ibraz edemediğini, ancak yemin deliline dayandığını belirterek, yerel mahkemece davacıya yemin delili hatırlatılmaksızın mevcut delil durumuna göre davanın kabulüne karar verilmesini doğru bulmayarak ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 27.11.2018 tarihli kararında; davacı tarafın yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiğini gerekçe göstererek, ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 14.11.2019 tarihli kararında; Dairelerince verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması kararından sonra, ilk derece mahkemesince davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığını, davacı tarafın yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiğini ve dosya kapsamına göre de davanın ispatlanamadığını gerekçe göstererek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir.
Davanın tarafları kardeştir.
Dairemiz üyelerinin sayın çoğunluğu, davanın inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğunu, davacının davasını yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı ile ispatlayamadığını, davanın tanık deliliyle ispatının mümkün olmadığını belirterek, bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
I- Kanunlarımızda, gerek inançlı işlemi gerekse inanç sözleşmesini doğrudan düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, “mülkiyet hakkına dayanan” tapu iptal ve tescil davalarında inançlı işlemin ispatı için yazılı delil aranmış olup, inançlı işlemin geçerliliği için şekil şartından bahsedilmemiştir.
II- 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;
1- “İspat hakkı” kenar başlıklı 189. maddesinin üçüncü fıkrasında, “(3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz.”,
2- “Kanunda düzenlenmemiş deliller” kenar başlıklı 192. maddesinde, “(1) Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu öngörmediği hâllerde, Kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurulabilir.”,
3- “Senetle ispat zorunluluğu” kenar başlıklı 200. maddesinde, “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”,
4- “Senede karşı tanıkla ispat yasağı” kenar başlıklı 201. maddesinde, “(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.”,
5- “Delil başlangıcı” kenar başlıklı 202. maddesinde, “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.”,
6- “Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları” kenar başlıklı 203. maddesinin birinci fıkrasının “a” bendinde “(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:
a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.”,
Hükümlerine yer verilmiştir.
“Mülkiyet hakkına” dayanarak, inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptal davası ile “şahsi hakka” dayanarak inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptali davası arasında farklılık bulunmaktadır. Şöyle ki, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal davasında, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin önceden davacıda bulunduğu, teminat amacıyla veya başka bir sebeple davalıya devredildiği ve yapılan inanç sözleşmesi gereğince taşınmazın mülkiyetinin davacıya iadesi gerekirken, davalı tarafın bu inanç sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle iadeye yanaşmadığında tapunun iptali ile davacı adına tescili talep edilmektedir.
Mülkiyet hakkına dayanan inançlı işlem nedeniyle açılan tapu iptali davasında, davacı taraf mülkiyetinde bulunan taşınmazı resmi akit ile davalıya devrettiğinden senede karşı tanıkla ispat yasağını düzenleyen HMK’nın 201. maddesi nazara alınarak, taraflar kardeş olsalar bile resmi sözleşmenin aksi tanıkla ispat edilemez.
Ancak, resmi sözleşmeye konu olan olayların gerçekte farklı olduğu veya resmi sözleşme dışında, taraflar arasında yapılmış gizli bir inanç sözleşmesi bulunduğu iddia edilir ise bu durumun mevcudiyetini aynı kuvvetteki bir delille, yani resmi bir sözleşmeyle ispat edilmesini beklemek hayatın olağan akışına ters düştüğünden, 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararıyla, hiç olmazsa bu durumun yazılı delille ispatlanabilmesine imkân tanınmıştır. Böylece, resmi sözleşmenin aksini ispat yükü zorlaştırılmamış, aksine kolaylaştırılmıştır.
III- Dava konusu olaya gelince; davacı ile davalı arasındaki akrabalık ilişkisi kardeş yakınlığındadır. Davaya konu olay, “mülkiyet hakkına” dayanmayıp, “şahsi hakka” dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır. Tapu iptal davasının şahsi hakka dayanması halinde, davalı tarafın iddianın aksini ispat amacıyla senet ileri sürmemesi halinde, HMK’nın 201. maddesi uyarınca bir senedin varlığından ve senede karşı tanıkla ispat yasağından söz edilemeyecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince; şahsi hakka dayanan ve kardeşler arasında yapılan inanç sözleşmesinin ispatı için yazılı belge şart olmayıp, davacı iddiasını şahitler ve diğer delillerle de ispat edilebileceğinden, davacının temyiz talebinin kabulü ile bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılıp, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının bozulması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.