YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3463
KARAR NO : 2021/13859
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2020/1341-2021/78
İlk Derece
Mahkemesi : Kayseri 1. İş Mahkemesi
Davacı, ödenmeyen prim borçları nedeniyle hakkında kesinleşen icra takibi sonucu 1/4 oranında haciz konan yaşlılık aylığından yapılabilecek kesintinin 1/10 oranında olması gerektiğinin tespiti ile alacağın tahsilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; müvekkilinin Bağ-Kur emeklisi olduğunu, prim borcundan dolayı kurum tarafından müvekkilinin emekli maaşının 1/4 ü oranında her ay düzenli olarak kesinti yapıldığını, müvekkilinin emekli maaşının kesinti tarihinden itibaren net asgari ücretin üzerinde hiç olmadığını, 6183 sayılı kanunun 71. maddesine göre “Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.” hükmünün yer aldığını, buna göre müvekkilinin maaşının en fazla onda birinin kesilmesi gerekirken 1/4 ‘ünün kesilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin emekli maaşından davalı kurum tarafından her ay yapılan 1/4 oranındaki kesintinin kaldırılarak en fazla 1/10 oranında kesinti yapılmasına, bundan önce yapılan haksız kesintilerin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00TL nin kesinti tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının kuruma olan prim borcunu ödememesi üzerine davacının maaşına haciz konularak emekli aylığının 1/4 oranında kesinti yapıldığını ve borcuna mahsup edildiğini, davacının maaşına haciz konulduğu 27.09.2011 tarihinde almış olduğu maaşın 708,22TL olup bu dönemde asgari geçim indirimi dahil 658,95TL olduğunu, davacının asgari ücretin altında maaş almadığını, davacının bu yöndeki beyanlarının yersiz olduğunu, ayrıca davacının aynı çatı altında yaşadığı eşi Seniye Oğuz’un kurudan 4 B kapsamında 1361,30TL maaş aldığını, OSC Oğuz Cam Sanayi Tic. Ltd. Şti. … olarak 1994/03 ile 2008/5 yıllar arasında aylık ortalama 28 ila 7 işçi çalıştırdığını toplam 1.119.652,83.-TL borcu bulunduğunu, icraen yapılan tahsilatlar dışında da hiçbir ödemesi bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kısmen kabulü ile;
1-Davacının maaşından yapılan haciz kesinti işleminin 2009 yılının tamamını, 2015 yılı 1,2,3,4,5,6 ıncı ayları, 2016 yılı 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10 uncu aylarına ait dönemdeki 1/4 üzerinden yapılan kesinti işleminin iptali ile bu dönemde davacının maaşından 1/10 üzerinden kesinti yapılması gerektiğinin tespitine. Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-3.267,62 TL alacağın kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“1)Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, asgari ücretin brüt ücret üzerinden hesaplanması halinde, müvekkilin almış olduğu tüm aylıkların asgari ücretin altında kaldığını, davanın kabulü gerektiğini beyanla davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, bilirkişinin ek ödemeleri dikkate almadığını, hesabın hatalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 16. bendine göre, “Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51, 102 ve 106. maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.” 6183 sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi yetkisi çerçevesinde yaşlılık aylığına haciz konarak kesinti yapılması da düzenlemede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. 6183 sayılı Kanunun “Kısmen Haczedilebilen Gelirler” başlıklı 71. maddesi, “Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.” düzenlemesini içermektedir.
Bu yönde davanın esas itibariyle yaşlılık aylığına konan haczin bir kısmının kaldırılmasına ilişkin bulunduğu gözetildiğinde, yaşlılık aylığının özellik ve hukuksal niteliğinin de dikkate alınması zorunludur. Sosyal Güvenlik; anayasal, sosyal temel bir hak olarak Anayasamızda yer almıştır. Durumları ne olursa olsun kişilere, karşılaştıkları sosyal riskler sonucu sosyal güvence temin etmeyi kabul eden sosyal güvenlik ilkesinin altyapısını sosyal sigortalar oluşturur. Sosyal güvenlik temel bir ilke, sosyal sigortalar ise bu ilkeyi gerçekleştirmeye yarayan araçlardan en önemlisidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre uzun vadeli sigorta kolları arasında yer alan yaşlılık sigortası kolu, sosyal sigortaların kuşkusuz en önemli kollarından birisidir. Bu sigorta kolu ile ilerde çalışma gücünü kaybeden veya azaltan durumlarla karşılaşan kişilere yaşamlarını idame ettirmek için sosyal güvence sağlanması amaçlanır. Sözü edilen sigorta kolu, bir yönüyle kişinin yaşam hakkı olup, bu hakka duyulan saygının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda sürekli kullanılması zorunlu bir hak olarak karşımıza çıkar. Kişinin yaşamı boyunca, giderek geride kalanlara da intikal ettiğinden yaşam sonrası dahi devam etme özelliği vardır. Bu haktan, vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Anayasa, belli koşulların yerine getirilmesi halinde bu hakkı sağlama yükümünü doğrudan devlete vermiştir. Bu yönüyle tamamen kamusal ve zorunlu bir hak olarak karşımıza çıkar. Bu nedenledir ki çalışma gücünü kaybeden veya azaltan durumlarda kişilere yaşamlarını idame ettirmek için sosyal güvence sağlanmasına yönelik yaşlılık aylığının tümden haczi Anayasal Sosyal Devlet ilkesi ile bağdaşmadığı içindir ki 6183 sayılı Yasa’nın 71. maddesi ile bu aylığın tümden değil ancak miktarına göre kısmen haczinin mümkün olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu maddede kıstas alınan asgari ücret, çalışana, bir ay karşılığı olarak ödenen ve gereksinimlerini günün rayiç bedelleri üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret olarak tanımlanabilir. En az düzeyde yaşam standardını karşılaması nedeniyledir ki, asgari ücretin altında kalan yaşlılık aylığı miktarından yapılabilecek oranda mümkün olduğunca sınırlandırılmıştır. Kuşkusuz burada bahsedilen asgari ücret net gelirdir. Ancak sigortalının, çalışma karşılığı veya başka gelirlerinin olması halinde en az yaşam standardının ve yaşlılık aylığından yapılacak kesinti oranının, yaşlılık aylığı ve gelir toplamına göre belirlenmesi gerekeceği yönündeki yaklaşımında hakkaniyete uygun olacağı gözden uzak tutulmamalıdır.
Bu yasal çerçevede eldeki davada, yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, bazı dönemlerin hesaplanmadığı ve aylıkların kurumdan gelen listeyle birebir örtüşmediği anlaşılmakla; Mahkemece, davacının yaşlılık aylığından öncelikle hangi dönemlerde haciz ve kesintiler yapıldığı davalı kurumdan sorulmalı, davacının bu dönemlerde aldığı net ücretler üzerinden, belirlenen dönem ve miktarlara göre yukarıda değinilen 71. madde kapsamında haciz yapılabilecek oran ve miktar uyuşmazlık konusu döneme ilişkin bilirkişiden hesap raporu alınarak belirlenmeli, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.