YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17487
KARAR NO : 2013/10806
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
İftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık … ile kasten yaralama suçlarından sanıklar …, … ve …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanıkların atılı suçlardan mahkûmiyetlerine dair …Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 13.11.2008 gün ve 2007/299 Esas, 2008/312 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanık …’in mağdur/sanıklardan …’e yönelik kasten yaralama suçundan açılan kamu davası ile ilgili zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Anayasa Mahkemesi’nin, 07.10.2009 tarih ve 27369 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 sayılı, iki bin liraya kadar (iki bin dahil) para cezalarına dair hükümlerin temyiz olunamayacağına ilişkin 1412 sayılı CMUK.nın 305. maddesinin 3842 ve 5219 sayılı Kanunlar ile değişik (1) numaralı bendinin Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle iptaline ilişkin kararı, 07.10.2010 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 gün ve 61/82 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki yasal düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, bu itibarla hükümlerin kurulduğu tarihinde yürürlükte bulunan CMUK.nın 305/1. maddesi gereğince cezaların miktarlarına göre kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin kesin olup, temyizi kabil olmadığından, sanıklar İsmail, Halil ve Ahmet müdafiin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık … hakkında iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin temyizine gelince;
Suç tarihinde l5 yaşını tamamlayıp l8 yaşını bitirmeyen sanığın işlediği iddia olunan iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının, 5237 sayılı TCK.nın 267/1 ve 267/4. maddeleri yollaması ile aynı Kanunun 109/1. maddesinde öngörülen yaptırımların alt sınırlarının 2 yılı aşmayan hapis cezası olması nedeniyle, 06.12.2006 gün ve 5560 sayılı Kanunun yapılan değişiklikten önceki düzenlemeye göre 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında olup, uzlaşma işlemlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 253/1. maddesine göre uzlaşma açısından öncelikle sanığın suçtan doğan sorumluluğunu kabul etmesinin gerektiği, ancak sanığın soruşturma aşamasındaki 19.07.2006 günlü beyanında “iftira suçunu kabul etmiyorum, bu nedenle uzlaşmakta istemiyorum” şeklinde beyanda bulunarak suçtan kaynaklanan sorumluluğu kabul etmediği, yapıldığı tarihte geçerli olan uzlaşma girişimini kabul etmeyen sanığa yargılama aşamasında yeniden uzlaşma teklifinde bulunulmasına gerek olmadığı ve mahkemece, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, sanığın bir daha suç işlemekten çekineceğine dair kanaat oluşmadığına ilişkin gerekçesinin kanuni ve yeterli olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu yönlerden bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Soruşturma aşamasında beyanlarına başvurulan ve olay hakkında da bilgi ve görgü sahibi oldukları anlaşılan tanıklar …’in usulünce tanık olarak dinlenmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile hükümlerin kurulması,
Sanığın, henüz mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce 18.07.2006 havale tarihli dilekçesi ve Cumhuriyet Savcılığında verdiği aynı günlü beyanı ile iftiradan dönmesine nazaran hakkında etkin pişmanlığa ilişkin TCK.nın 269/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçelerle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama dışı bırakılması,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulurken, TCK.nın 109/1 ve 31/3. maddelerine göre belirlenen 1 yıl 4 ay hapis cezasından aynı Kanunun 62/1. maddesine göre 1/6 oranında indirim yapılırken, 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası yerine, 11 ay 20 gün hapis sonuç adli para cezasının 8100-TL yerine, 7000 TL olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan tayin edilen para cezasının, iftira suçundan hükmedilen para cezasından daha fazla olmasına rağmen, sanık hakkında iftira suçundan tayin edilen adli para cezasının 5237 sayılı TCK.nın 52/4. maddesine gereğince 24 ayda 24 eşit taksitte, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen adli para cezasının ise 20 ayda 20 eşit taksitte ödenmesine karar verilerek hükümlerde çelişki yaratılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan CMUK.nın 326. maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, iftira suçuyla ilgili bozma sebebine göre hakkındaki hükmü temyiz etmeyen sanıklar …, …, … ve …’e bozmanın aynı Kanunun 325. maddesine göre TEŞMİLİNE, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.