YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19272
KARAR NO : 2012/761
KARAR TARİHİ : 06.02.2012
Çocuğun basit ve nitelikli cinsel istismarı suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 31.03.2011 gün ve 2010/476 Esas, 2011/129 Karar sayılı hükümlerin kısmen re’sen de temyize tâbi olduğu ve süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın mağdure …’a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi nedeniyle verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Suçun 5237 sayılı TCK.nın 53/1-c maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi O Yer Cumhuriyet Savcısının temyizi sanığın diğer mağdureye yönelik eylemi sebebiyle verilen hükme ilişkin olup karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia, savunma ve duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle sanığın katılan mağdure …’a yönelik eyleminden dolayı verilen mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA,
Sanığın mağdure …’a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı eylemi nedeniyle verilen hükme ilişkin temyize gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
… Dörtçelik Çocuk Hastalıkları Hastanesince tek hekim tarafından düzenlenen 28.09.2010 tarihli raporunda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmesine karşın, bu hususta Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu ya da Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereği Yüksek Öğrenim Kurumlarından veya birimlerine bağlı hastanelerde usulüne uygun teşekkül ettirilmiş bir heyetten rapor alındıktan sonra, TCK.nın 103/6. maddesinin tatbikine gerek olup olmadığına karar verilmesi yerine, mağdurenin annesinin sözlü beyanlarına dayanılarak sanık hakkında TCK.nın 103/6. maddesinin uygulanmaması,
Sanık hakkında verilen cezadan TCK.nın 43. maddesi uyarınca 1/3 oranında artırım yapılırken 8 yıl 12 ay yerine 7 yıl 17 ay 7 gün hapis cezası; bulunan ceza üzerinden bu defa TCK.nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken de 7 yıl 6 ay yerine 6 yıl 12 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Suçun 5237 sayılı TCK.nın 53/1-c maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.