Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/5874 E. 2012/10026 K. 16.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5874
KARAR NO : 2012/10026
KARAR TARİHİ : 16.10.2012

Fuhuş suçundan sanık … ‘ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.11.2007 gün ve 2007/41 Esas, 2007/462 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, soruşturma evresinde alınan beyanlarında, kendilerine fuhuş yapmak istediğini belirten mağdureyi bu fikrinden vazgeçirdikten sonra bizzat … iline götürerek babaannesi …’e teslim ettiğini savunması, tanık Saniye’nin bu savunmayı doğrular nitelikteki ifadeleri ve mağdurenin babaannesi olan … kızı …’in kollukta alınan 02.08.2006 tarihli beyanında, evden kaçan torunu …’i hatırlamadığı bir gece saat 02.30 sıralarında bir bayanın evine getirerek teslim ettiğini söylemiş olması ve dosya içeriği gözetilerek, … kızı … tanık sıfatıyla duruşmada olaya ilişkin bilgi ve görgüsü sorulup dinlenerek sanık veya mümkün olmaması halinde sanığın teşhise elverişli fotoğrafları kendisine gösterilmek suretiyle, torunu mağdureyi evine getiren kişinin sanık olup olmadığı açıklattırıldıktan ve kovuşturma evresinde kendisine ulaşılamaması nedeniyle dinlenilemeyen mağdurenin 24.02.2006 tarihinde kollukta alınan beyanında, kendisine … isimli kişinin tecavüz ederek kızlığını bozduğunu, bu sırada kendisinden kan geldiğini, sonrasında ise sanığın para karşılığı temin ettiği bir şahısla cinsel ilişkiye girmeye zorlandığını söylemesine karşın, mağdure hakkında düzenlenen 24.02.2006 tarihli raporda kızlık zarının sağlam olduğunun belirtilmiş olması, mağdure ile cinsel ilişkiye girmediğini belirten …’in yargılandığı … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/194 Esas sayılı dosyasının incelenmesine ilişkin, … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/231 Esas sayılı dosyasının 27.12.2006 tarihli duruşma tutanağında, mağdurenin 17.04.2006 tarihli raporunda bakire olmadığının belirtildiğinin anlaşılması karşısında, belirtilen ikinci raporun hangi olay nedeniyle alındığı araştırılarak mağdurenin beyanlarına itibar edilip edilemeyeceğinin tartışılmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
Sanık hakkında uygulanacak kanun maddesinin belirlenmesi ve ceza miktarına etkisi bakımından gerekli olduğu halde, mağdurenin nüfus kaydı temin edilmeden hüküm kurulması,
Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise, bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.