Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2019/5152 E. 2022/259 K. 11.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5152
KARAR NO : 2022/259
KARAR TARİHİ : 11.01.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
nık

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Cumhuriyet Savcısı temyiz isteminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik olduğu kabul edilerek inceleme yapılmıştır.
A-) Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Karar tarihinde yürürlükte olan 6217 sayılı Yasanın 26. maddesiyle 5320 sayılı Yasaya eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, hükmolunan adli para cezası miktarına göre hükmün kesin nitelikte olup temyizi olanaklı olmadığından sanığın temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B-) Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1-) Mağdur çocuk …’ın suç tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeni ile, sanık hakkında TCK 109/3. maddesinin “f” bendinin uygulanmaması,
2-) Sanığa yönelik mağdurdan kaynaklanan haksız bir eylem olmaması karşısında, şartları oluşmadığı halde sanık hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
3-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 24.11.2015 gün ve 2014/14-799 Esas, 2015/419 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, suçun işlendiği süreyle sınırlı bir zaman dilimi içerisinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurunu oluşturacak ve kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine ulaşmayacak şekilde mağdurun sanık tarafından yaralanmasının etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına mani olmayacağı; somut olayda mağdurda meydana gelen
yaralanmanın suçun unsuru olduğu ve sanık hakkında TCK’nın 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi ve CMUK.nın 326. maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle hükmün BOZULMASINA, 11.01.2022 gününde (3) no’lu bent yönünden oyçokluğu ile diğer yönleriyle oybirliğiyle karar verildi.

(K.D)

KARŞI OY GEREKÇESİ

“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK’nın maddelerinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için:
1- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tamamlanmış olması,
2- Failin mağduru soruşturmaya başlanılmadan serbest bırakılması,
3- Failin, mağdurun şahsına bir zarar vermemiş olması,
4- Failin, mağduru ”kendiliğinden” serbest bırakılması,
5- Failin mağduru ”güvenliği bir yerde” serbest bırakmış olması koşullarının tamamının birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Uyuşmazlığa konu olayda, diğer koşulların gerçekleştiği konusunda bir duraksama bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, ”mağdurun şahsına bir zarar verilmemiş olma” koşulu üzerinde durulmalıdır.
Öğretide, 5237 sayılı TCK’nın 110. maddesinde geçen ”mağdurun şahsına zarar” ifadesinden, mağdurun vücut bütünlüğüne ve cinsel dokunulmazlığına yönelik davranışların anlaşılması gerektiği baskın görüş olarak ortaya konulmuştur. …
Kaldı ki kanun koyucu TCK’nın 109/6. maddesinde; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmiş ancak kanun koyucu iradesi aynı Yasanın 110. maddesinde ”neticesi sebebiyle ile ağırlaşmış yaralama hallerinde” deyimi yerine bu kez ”şahsına zararı dokunmaksızın” deyimini tercih etmiştir. Kanun koyucunun suçun işlenmesi süresinde ve işlenen suçun
doğal sonucu olarak oluştuğu kabul edilen basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikteki yaralanmaların TCK’nın 110. maddesi kapsamında değerlendirilmesine ilişkin bir gerekçesi ya da iradesi söz konusu değildir. Aksinin kabulü kanun koyucunun iradesinin önüne geçmek olur. Kanunun cebiri, 109/2. maddede suçun unsuru sayması tek başına BTM niteliğindeki yaralanmaların aynı Kanunun 110. maddesinde belirtilen ”şahsa zarar” kavramı içinde kalmadığı şeklinde yorumlanamaz. Bu genişletici bir yoruma yol açar.
Keza bu yaralanmanın suçun işlenmesi sırasında ve işlenen suçun doğal sonucu olarak” oluşması da basit yaralanmaların TCK’nın 110. maddesinde belirtilen zarar kavramı kapsamı dışında tutulması için yeterli bir gerekçe değildir. Aksinin kabulü halinde bir kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak amacıyla kaçırma, alıkoyma gibi eylemler sırasında işin fıtratından kaynaklanan yaralanmaların mağdur yönünden doğal ve katlanılması gereken sanık yönünden sorumluluk yaratmayan yaralanmalar olarak kabulü sonucunu doğuracaktır. Oysa zararlar mağdurun isteği ile değil sanığın haksızlık oluşturan hukuka aykırı eylemiyle gerçekleşmiştir.
Yine nitelikli yaralanmalara neden olanlar ile basit yaralama gerçekleştiren ve mağdurları serbest bırakan failler arasındaki adaletsizliğin giderilmesi gerektiği ileri sürülebilirse de bu kez basit de olsa hiçbir zarara neden olmadan mağdurları bırakanlar ile basit de olsa yaralamaya neden olan failler arasında adaletsizlikten bahsedilecektir.
Çoğunluk kararında göz ardı edilen bir hususta, hırsızlığa konu eşya ve para yönünden TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlıkta, mağdurun tüm maddi zararlarının giderilmesi beklenmekte, kısmi giderme halinde ise mağdurun rızasının aranmasıdır. Kanun koyucunun, mal varlığına yönelik suçlar yönünden tüm zararın tamamiyle giderilmesini (rıza ile kısmen giderme hariç) ararken kişinin vücut ve ruh sağlığı bütünlüğüne karşı gerçekleştirilen bir eylem için basit yaralanmaların etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel görmemesi söz konusu olamaz ve iradesinin bu şekilde yorumlanması yasanın ruhuna aykırıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; araca bindirildiği sırada kasten yaraladığı anlaşılan mağdurun şahsına zarar vermeksizin serbest bırakma şartının gerçekleşmediği kanaatiyle sayın çoğunluğun TCK.nın 110. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelik bozma kararına iştirak edilmemiştir. 11.01.2022