Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/18760 E. 2021/10707 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18760
KARAR NO : 2021/10707
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı … vekili Av…. tarafından, davalı … aleyhine 16.04.2012 gününde verilen dilekçe ile kasko poliçesine dayalı maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.04.2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

-K A R A R-

Hükmüne uyulan Yargıtay …. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 gün, 2017/3435 E – 2019/11061 K sayılı ilamı ile “…Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşları sırasında, gerek devamlarında, gerekse rizikonun gerçekleşmesinden sonraki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Taraflar arasında geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi, TTK 1281/2.maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ancak olayın sigortalının iddia ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmiş olması halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Genel Şartlarının A.5.ci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. (H.G.K 22.12.2010 gün 2010/17-655-688, 16.12.1998 gün 1998/11-872-905, 10.12.1997 gün 1997/11-772-1043 sayılı kararlarda bu yöndedir). Somut olayda, davacıya ait aracın köprü beton ayağına çarptığı, araçta hasar meydana geldiği anlaşılmaktadır. Mahkemece araç hasarının bu kaza nedeniyle oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Toplanan delillere göre ispat yükü yer değiştirmeyecektir. Olayda ispat yükü davalı … şirketindedir. Davalı … rizikonun teminat dışı olacak biçimde gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Dosya kapsamında ise aracın söz konusu kaza nedeniyle hasarlanmadığı veya böyle bir kazanın meydana gelmediği hususunda sigorta şirketince sunulmuş somut ve yeterli delil bulunmamaktadır. (HGK 2013/17-2303E., 2015/1497K.) Bu durumda mahkemece konusunda uzman bilirkişiden Dairemiz ilkeleri doğrultusunda sigortalı araçtaki gerçek hasar ve zarar miktarının tesbiti ile sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, söz konusu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2.Diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, kasko poliçesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, taraflar arasındaki ilişkinin sigorta sözleşmesine dayalı olduğu anlaşılmakla, davaya dayanak sözleşmenin TTK’da düzenlenmiş olması nedeniyle hükmedilen tazminata avans faiz uygulanması gerekirken yasal faize hükmedilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekirse de, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK 438. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün 1. bendinde yer alan “yasal” ibaresinin çıkarılarak yerine “avans” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) no’lu bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.